<?xml version="1.0" encoding="iso-8859-9"?>

<rss version="2.0">
<channel>
<title>TERS AÇI son 20 yazı</title>
<link>http://www.tersaci.com</link>
<description>Hayatı başka taraflarından yaşamak.</description>
<language>tr</language>
<copyright>Copyright 2007 TERS AÇI</copyright>
<lastBuildDate>Cum, 19 Nis 2008 15:27:32 GMT</lastBuildDate>
<docs>http://www.tersaci.com/rss.asp</docs>
<generator>TERS AÇI - RSS</generator>
<managingEditor>TERS AÇI</managingEditor>
<webMaster>TERS AÇI</webMaster>
<ttl>60</ttl>
<item>
<title>Hamile San&#305;lan K&#305;z</title>
<pubDate>Cum, 19 Nis 2008 15:27:32 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=65</link>
<description>14-15 ya&#351;lar&#305;ndaki bi k&#305;zda durup dururkenhamilelik belirtileri ba&#351;lam&#305;&#351;:Karn&#305; hafiften &#351;i&#351;kinle&#351;mi&#351;, kusma n&#246;betlerigeliyomu&#351;, sabahlar&#305; yataktan &#231;ok zor kalk&#305;yomu&#351;...Fakat k&#305;z annesine &#305;srarla b&#246;yle bi &#351;eyin m&#252;mk&#252;nolamayaca&#287;&#305;n&#305;, &#231;&#252;nk&#252; hi&#231; bi erkekle bu sonucudo&#287;uracak kadar yak&#305;n temasta bulunmad&#305;&#287;&#305;n&#305; iddia ediyomu&#351;.Fakat zaman ge&#231;tik&#231;e hem karn&#305; b&#252;y&#252;meye devametmi&#351;, hem de di&#287;er belirtilerde de&#287;i&#351;iklik olmam&#305;&#351;. Annesi, Bu ya&#351;ta...Allah&#305;m, allah&#305;m, kepazelik bu dese de k&#305;z hala hamileolmad&#305;&#287;&#305;n&#305; s&#246;yl&#252;yomu&#351;. Sonunda annek&#252;&#231;&#252;k bi kasabada ya&#351;&#305;yor olmalar&#305;na ra&#287;men &#231;&#305;kacak s&#246;ylentilerig&#246;ze alarak k&#305;z&#305;n&#305; hastaneye g&#246;t&#252;rm&#252;&#351;. Ancak &#231;ekilen ultrasondan sonrak&#305;z&#305;n inkarlar&#305;nda samimi oldu&#287;u anla&#351;&#305;lm&#305;&#351;. &#199;&#252;nk&#252; karn&#305;nda son dereceb&#252;y&#252;k boyutlara ula&#351;m&#305;&#351; bi t&#252;m&#246;r tesbit edilince&#351;i&#351;kinli&#287;in ve di&#287;er belirtilerin as&#305;l sebebi ortaya &#231;&#305;km&#305;&#351;.Vakit kaybetmeden, apar topar ameliyata al&#305;nm&#305;&#351; taabi. Doktorlarrutin kabul edilen bu operasyon s&#305;ras&#305;nda karn&#305; a&#231;m&#305;&#351;lar ve i&#351;te o ang&#246;rd&#252;kleri manzara kar&#351;&#305;s&#305;nda &#351;ok olmu&#351;lar. Me&#287;erse t&#252;m&#246;rsand&#305;klar&#305; &#351;ey kocaman bi ahtapotmu&#351;.&#220;stelik k&#305;p&#305;r k&#305;p&#305;rm&#305;&#351; da hayvan, yani canl&#305;ym&#305;&#351;.Olay&#305;n asl&#305; sonradan anla&#351;&#305;lm&#305;&#351;. K&#305;z &#252;&#231;-d&#246;rt ay &#246;nce ailesiylebirlikte okyanus kenar&#305;ndaki bi kasabada tatil yapm&#305;&#351;.Ahtapot yumurtalar&#305; da mikroskobik boyutlarda olurmu&#351; ve bunlardando&#287;al olarak okyanus sular&#305;ndamilyarlarca varm&#305;&#351;. K&#305;z muhtemelen y&#252;zerken yuttu&#287;u sularla beraberbu yumurtalardan da indirmi&#351; mideye. &#304;&#351;tebunlardan biri de, milyonda bir g&#246;r&#252;lecek bi&#231;imde de olsa, k&#305;z&#305;n v&#252;cudununi&#231;inde ya&#351;amay&#305;, hatta b&#252;y&#252;y&#252;p geli&#351;meyi ba&#351;arm&#305;&#351;.</description>
</item><item>
<title>Her&#351;eyi Hat&#305;rlayan Kad&#305;n</title>
<pubDate>Cum, 19 Nis 2008 15:25:31 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=64</link>
<description>Onlarca y&#305;l &#246;nce ger&#231;ekle&#351;en olaylar&#305; bile en k&#252;&#231;&#252;k ayr&#305;nt&#305;s&#305;na kadar hat&#305;rlayan ABDli kad&#305;n bilimadamlar&#305;n&#305; hayrete d&#252;&#351;&#252;rd&#252;. &#304;nsan haf&#305;zas&#305; ile ilgili d&#252;nyan&#305;n en &#246;nemli uzmanlar&#305;ndan biri olan James McGaugh bu s&#305;rad&#305;&#351;&#305; olay kar&#351;&#305;s&#305;nda &#351;a&#351;k&#305;nl&#305;&#287;&#305;n&#305; gizlemedi.AJ ismiyle McGaugha bir mektup yazan kad&#305;n, ya&#351;am&#305;ndaki en k&#252;&#231;&#252;k ayr&#305;nt&#305;lar&#305; bile &#231;ok a&#231;&#305;k bir &#351;ekilde hat&#305;rlad&#305;&#287;&#305;n&#305; belirtti. Gizemli kad&#305;n, mektubunda herhangi bir tarihin sorulmas&#305; halinde, o g&#252;n havan&#305;n nas&#305;l oldu&#287;unu, &#246;zel hayat&#305;n&#305;n ayr&#305;nt&#305;lar&#305;n&#305; ve g&#252;n&#252;n &#246;nemli haberlerini s&#246;yleyebilece&#287;ini &#246;ne s&#252;rd&#252;.</description>
</item><item>
<title>En &#350;ansl&#305; &#304;nsan</title>
<pubDate>Cum, 19 Nis 2008 15:24:42 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=63</link>
<description>Frane Selak* 74 ya&#351;&#305;nda emekli bir &#246;&#287;retmen. H&#305;rvatistanda ya&#351;&#305;yor. Tam 7 felaketten kurtuldu [br]1962: Saraybosnadan kalkan* Dubronike giden trene bindi. Tren raydan &#231;&#305;kt&#305; ve birka&#231; vagon nehre d&#252;&#351;t&#252;. Buz gibi suda 17 ki&#351;i bo&#287;uldu. Selak&#305;n kolu k&#305;r&#305;ld&#305; ama kurtuldu. [br]1963: Zagrebde DC-8 tipi bir u&#231;a&#287;a bindi. U&#231;ak havadayken kap&#305;s&#305; a&#231;&#305;ld&#305; ve Selak a&#351;a&#287;&#305; d&#252;&#351;en 20 ki&#351;iden biriydi. Kazada 19 ki&#351;i &#246;ld&#252;! Selak saman y&#305;&#287;&#305;n&#305;na d&#252;&#351;t&#252;&#287;&#252; i&#231;in yaral&#305; olarak kurtuldu. [br]1966: Bindi&#287;i otob&#252;s nehre u&#231;tu. 4ki&#351;i &#246;ld&#252;* o birka&#231; s&#305;yr&#305;kla kurtuldu. [br]1970: Otomobiliyle giderken motor alev ald&#305;. Kendini d&#305;&#351;ar&#305; zor att&#305;* arac&#305;n benzin deposu infilak etti. [br]1973: Otomobilinde meydana gelen patlamada sa&#231;lar&#305;n&#305;n bir b&#246;l&#252;m&#252;n&#252; kaybetti. [br]1995: Zagreb sokaklar&#305;nda otob&#252;s &#231;arpt&#305;. Yaral&#305; kurtuldu. [br]1996: Otomobil bir virajda Birle&#351;mi&#351; Milletlere ait kamyonla &#231;arp&#305;&#351;t&#305;. Skoda marka otomobiliyle u&#231;uruma u&#231;tu. O bir a&#287;ac&#305;n &#252;st&#252;ne d&#252;&#351;t&#252;* otomobili yand&#305;. [br]2003: Frane Selak* piyangodan 1.3 trilyonluk ikramiye kazand&#305;.</description>
</item><item>
<title>D&#252;nyan&#305;n en deh&#351;et verici lokantas&#305; </title>
<pubDate>Cum, 29 Mar 2008 15:28:43 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=62</link>
<description>ABD de ilgin&#231;, ilgin&#231; oldu&#287;u kadar da t&#252;yler &#252;rpertici nitelikte bir restoran&#305;n. 1852 y&#305;l&#305;ndan beri faaliyet g&#246;steren restoran&#305;n belli bir m&#246;n&#252;s&#252; yok. M&#252;&#351;terileri &#231;ok &#246;nceden &#305;smarlayarak istedikleri her &#351;eyi yiyebiliyorlar. Fiyat&#305; hi&#231; &#246;nemli de&#287;il ve hesap da &#246;demiyorlar. Ancak ufak bir ayr&#305;nt&#305; var...Bu yedikleri son yemek oluyor. Hatta yemek sonras&#305; yap&#305;lan ikram da, &#246;l&#252;mc&#252;l bir zehirli i&#287;ne. San Quentin Eyalet Hapishanesinden bansediyoruz. Son 10 y&#305;lda sadece 10 ki&#351;i bu s&#246;zde restorandan.Eyalet Adalet Bakanl&#305;&#287;&#305;n&#305;n web sitesinden &#246;&#287;rendi&#287;imiz kadar&#305;yla, idam mahkumu bu talihsiz 7 ki&#351;inin &#305;smarlad&#305;&#287;&#305; son yemekler aras&#305;nda ilgin&#231; m&#246;n&#252;ler var. &#214;rne&#287;in bir seri katil,son yemek olarak iyice k&#305;zarm&#305;&#351; bir tabak patates ve iki bardak vanilyal&#305; milkshake istemi&#351;. Bir ba&#351;kas&#305;, tecav&#252;z ve cinayetten mahkum Tom Thompson ise s&#305;cak bir meyval&#305; bulama&#231; yemi&#351;. Ve &#351;ehirleraras&#305; karayollar&#305;nda &#231;ok say&#305;da insan&#305;n can&#305;na k&#305;yan bir katil ise, son yeme&#287;i i&#231;in iki adet pepperoni ve sosisli pizza &#305;smarlam&#305;&#351;. En m&#252;tevaz&#305; idam mahkumunun son iste&#287;i ise tek bir bardak greyfurt suyuymu&#351;.The Times gazetesinin haberinde, bunlar&#305; yedikten sonra o insanlara afiyet olsun denilip denilmedi&#287;i ise belirtilmemi&#351;.</description>
</item><item>
<title>Pearl Harbor Olay&#305; </title>
<pubDate>Cum, 29 Mar 2008 15:14:07 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=58</link>
<description>Amerikal&#305;lar Japon Planlar&#305;n&#305; Hafife Al&#305;nca 1941, Pearl Harbor 1941 Aral&#305;k ay&#305;na gelindi&#287;inde Japonya ve ABD aras&#305;ndaki gerilim onuncu y&#305;l&#305;na girmi&#351;ti. Delano Roosevelt, Japon yay&#305;lmac&#305;l&#305;&#287;&#305;na kar&#351;&#305; hep tetikte olmu&#351;tu ve Japonyan&#305;n &#199;in &#252;zerindeki hevesleri rahats&#305;zl&#305;k vericiydi. O s&#305;rada Japonya b&#252;t&#252;n demir, &#231;elik ve petrol&#252;n&#252; ABDden al&#305;yordu ve bu malzemeleri stoklamadan ABDyle aralar&#305;n&#305; bozmak istemiyordu. Japonlar&#305;n &#304;talya ve Almanya ile &#252;&#231;l&#252; ittifaka girdi&#287;i 1940 Eyl&#252;l&#252;nden beri sinirler gergindi. Japonya Hindi &#199;inin t&#252;m&#252;ne el koyunca ABD Japonyaya petrol, demir ve &#231;elik ambargosu uygulamaya ba&#351;lad&#305;. Arkas&#305;ndan da Panama kanal&#305;n&#305; Japon gemilerine kapad&#305;. 1941 Ekiminde Japonyan&#305;n sava&#351; yanl&#305;s&#305; partisinin ba&#351;kan&#305; General Hideki Tojo ba&#351;a ge&#231;ti. &#304;ki taraf da sava&#351;&#305;n ka&#231;&#305;n&#305;lmaz oldu&#287;unu biliyordu, ancak yine de Washingtonda anla&#351;ma aray&#305;&#351;lar&#305; devam ediyordu. 25 Kas&#305;m 1941de ABD ile g&#246;r&#252;&#351;meler devam etti&#287;i halde Tojo u&#231;ak gemilerini Hawaiye do&#287;ru y&#246;nlendirdi ve askerlerini Malezya s&#305;n&#305;r&#305;na y&#305;&#287;d&#305;. 6 Aral&#305;kta Roosevelt, Japon imparatoruna bar&#305;&#351; i&#231;in son bir &#231;a&#287;r&#305;da bulundu ama i&#351;e yaramad&#305;. Amerikal&#305;lar ise Japonlar&#305;n ilk Singapura sald&#305;raca&#287;&#305;m ve ABDnin &#304;ngiltereye yard&#305;m edip etmeme konusunda karars&#305;z kalaca&#287;&#305;n&#305; hesaplayacaklar&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;yordu. ABDye kar&#351;&#305; do&#287;rudan bir sald&#305;r&#305; olaca&#287;&#305;m d&#252;&#351;&#252;nm&#252;yorlard&#305;. Uzmanlar o kadar emindi ki, Japonyan&#305;n Singapura sald&#305;rmas&#305; sab&#305;rla bekleniyordu. Ohauda &#252;slenmi&#351; iki Amerikan radar operat&#246;r&#252; 2 Aral&#305;kta bir Japon sald&#305;r&#305; g&#252;c&#252;n&#252;n yakla&#351;t&#305;&#287;&#305;n&#305; bildirdi&#287;inde yanl&#305;&#351; yapt&#305;klar&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;lm&#252;&#351;t&#252;. Pearl Harbor y&#246;netimi de alarma ge&#231;meye gerek olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; d&#252;&#351;&#252;nm&#252;&#351;t&#252;. Pearl Harborun hedef olabilece&#287;ini g&#246;steren hi&#231;bir delil yoktu. Honoluludaki bir Japon ajan&#305;ndan Pasifik filosu hakk&#305;nda bir rapor istendi&#287;i bilinmesine ra&#287;men bunun bir &#246;neminin olaca&#287;&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;lmemi&#351;ti. Sonu&#231;ta Washington Japonyan&#305;n &#246;nce Singapura sald&#305;raca&#287;&#305;ndan emindi. En sonunda 7 Aral&#305;k 1941 sabah&#305; Pearl Harborda s&#305;radan bir g&#252;n gibi ba&#351;lad&#305;. Subaylar ve gemi personeli k&#305;y&#305;dayd&#305;. U&#231;aklar yerlerinde duruyordu ve cephaneler ba&#351;ka yerde saklan&#305;yordu. Filosunun att&#305;&#287;&#305; demiri koruyacak torpido a&#287;lar&#305; bile yoktu. &#199;&#252;nk&#252; Pearl Harbor g&#252;venli bir yerdi. D&#252;&#351;&#252;n&#252;lmeyen, hi&#231; beklenmeyen sald&#305;r&#305; iki dalga halinde ger&#231;ekle&#351;ti. &#304;lk dalga Pearl Harboru 7 Aral&#305;k 1941de sabah 7:55de vurdu. Japonlar alt&#305; u&#231;ak gemisi ve 432 u&#231;ak g&#246;ndermi&#351;ti. 9:45de g&#246;rev sona ermi&#351;ti ve u&#231;aklar gemilere d&#246;nd&#252;. Oahudaki Amerikan u&#231;aklar&#305;, sekiz sava&#351; gemisi, &#252;&#231; destroyer, &#252;&#231; ke&#351;if gemisi imha edilmi&#351;ti. &#304;ki binden fazla ki&#351;i de &#246;lm&#252;&#351;t&#252;. Japonlar ise sadece 29 u&#231;ak kaybetti. Amerikan Pasifik Donanmas&#305; Komutan&#305; Amiral Kimmel ve Hawai Askeri B&#246;lge Komutan&#305; General Short, Pearl Harborda Japonlara savunmas&#305;z yakaland&#305;klar&#305; i&#231;in g&#246;revden al&#305;nd&#305;lar. Amerikal&#305;lar &#351;ans eseri daha b&#252;y&#252;k kay&#305;p vermekten kurtulmu&#351;tu. Pasifik filosunun bir par&#231;as&#305; olan &#252;&#231; b&#252;y&#252;k u&#231;ak gemisi ve dev petrol tankerleri sald&#305;r&#305; s&#305;ras&#305;nda Pearl Harborda de&#287;ildi. B&#246;ylece Amerikan donanmas&#305; ciddi &#246;l&#231;&#252;de zarar g&#246;rd&#252;, ancak Rooseveltin daima utan&#231; i&#231;inde hat&#305;rlanacak bir g&#252;n diye nitelendirdi&#287;i sald&#305;n g&#252;n&#252;n&#252;n hemen ertesi g&#252;n&#252; yeni gemilerin in&#351;as&#305;na ba&#351;land&#305;. Son bir not: Japonya Pearl Harbordan bir g&#252;n sonra Singapura sald&#305;rd&#305; ve 15 &#350;ubat 1942de ele ge&#231;irdi.</description>
</item><item>
<title>Tasarruf Edelim Derken </title>
<pubDate>Cum, 29 Mar 2008 15:13:45 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=57</link>
<description>Nihayetinde BBC de Bir B&#252;rokrasidir1967, &#304;ngiltere Bir yay&#305;n kurulu&#351;u olarak &#304;ngiliz BBCnin kaliteli yay&#305;nc&#305;s&#305; olduk&#231;a azd&#305;. 70 y&#305;l&#305; a&#351;an bir s&#252;re BBC konserler, belgeseller, komediler, &#231;ocuk programlan, e&#287;itim programlan, drama dizileri, &#231;a&#287;da&#351; ve klasik oyunlar &#252;retti ve yay&#305;mlad&#305;; radyo ve televizyon haberleri t&#252;m d&#252;nyada en g&#252;venilir ve sayg&#305;n haberler olarak kabul ediliyordu. 1922 y&#305;l&#305;nda &#304;ngiliz Posta Te&#351;kilat&#305; taraf&#305;ndan &#304;ngiliz Yay&#305;m &#350;irketi (British Broadcasting Company-BBC) olarak kayd&#305; yapt&#305;r&#305;l&#305;p, ruhsat&#305; al&#305;n&#305;rken Posta Genel M&#252;d&#252;rl&#252;&#287;&#252;n&#252;n, yani patronunun uygun buldu&#287;u hizmeti sa&#287;lamak amac&#305;n&#305; ta&#351;&#305;yordu. Niyetler m&#252;kemmeldi. &#350;irket radyoda &#304;ngiliz &#252;r&#252;nlerinin tan&#305;t&#305;m&#305;n&#305; yap&#305;yordu. Halk &#252;zerinde k&#246;t&#252; veya olumsuz bir etkilemeye yol a&#231;mad&#305;ktan sonra yay&#305;nlar&#305;n &#246;zg&#252;rd&#252;. Mali olarak ise do&#287;rudan izleyicilerinin &#246;demeleriyle ayakta duracakt&#305;. BBC yay&#305;nlar&#305;n&#305; dinlemek ve daha sonra televizyonlar&#305; izlemek isteyenler Posta Te&#351;kilat&#305;na belirli bir ruhsat &#252;creti &#246;demek zorundayd&#305;lar. Ba&#351;lang&#305;&#231;ta y&#305;lda 10 &#351;ilin olan &#252;cret daha sonralar&#305; 70 paunda kadar &#231;&#305;kt&#305;. H&#252;k&#252;metin deste&#287;indeki bir tekel olarak BBC on y&#305;llar boyunca yay&#305;n alan&#305;n&#305; istedi&#287;i gibi elinde tuttu.Ba&#287;&#305;ms&#305;z radyo ve televizyon kurulu&#351;lar&#305;na izin verilmesine ve BBCnin i&#351;galindeki yay&#305;n dalgalar&#305;ndan yararlanmalar&#305;na kadar uzun zaman ge&#231;ti. Bundan sonra bile sat&#305;lan her televizyon, al&#305;c&#305;s&#305; BBCyi izlese de izlemese de, bir ruhsat paras&#305; &#246;demek zorundayd&#305;. Bu &#246;demeler ve programlar&#305;n telif &#252;cretleri BBCnin mali kaynaklar&#305;n&#305; olu&#351;turuyordu. Bir kamu kurumu ve b&#252;rokratik bir ayg&#305;t olmas&#305;na ra&#287;men ne yay&#305;mlayaca&#287;&#305; konusunda hayli geni&#351; bir &#246;zerkli&#287;in tad&#305;n&#305; &#231;&#305;kar&#305;yordu. Tam g&#252;n TV yay&#305;n&#305; 1980lerin ortalar&#305;na kadar onaylanmad&#305;. Ticari kayg&#305;lar ta&#351;&#305;maman&#305;n sa&#287;lad&#305;&#287;&#305; rahatl&#305;kla BBC yay&#305;nlar&#305; d&#252;zeyli, tarafs&#305;z ve kaliteli olma olana&#287;&#305;na kavu&#351;uyordu.Bu &#246;zg&#252;rl&#252;k ve avantajlardan yararlanan BBC t&#252;m&#252;yle ticari bir TV kanal&#305;nda yer almas&#305; &#231;ok zor &#231;ocuk programlar&#305;, konserler ve di&#287;er e&#287;itici yay&#305;nlar yapabiliyordu. Radyoda da d&#252;nyaca &#252;nl&#252; orkestralar&#305;n yan&#305; s&#305;ra &#304;ngiliz ve Amerikan pop m&#252;zi&#287;inin y&#305;ld&#305;zlar&#305;, Beatles, Rolling Stones, Jimi Hendrix, Chuck Berry konserleri dinlenebiliyordu. En &#252;nl&#252; programlar&#305;ndan biri 1963ten 1989a kadar devam eden bilimkurgu dizisi Doctor Who (Doktor Kim) idi. Ama bu arada, maalesef BBC de, herhangi bir kamu kurulu&#351;unda g&#246;r&#252;lebilecek baz&#305; dertlerden mustaripti. Gelirleri sabit olan herhangi bir &#351;irket baz&#305; harcamalar&#305;n&#305; k&#305;smak ve b&#252;t&#231;esinde belli k&#305;s&#305;tlamalar yapmak zorundayd&#305;. Buna BBC de dahildi. &#304;lk BBC programlar&#305; Film Merkezinden sa&#287;lanan uzun s&#252;reli film ve oyunlardan olu&#351;uyordu. Ticari kay&#305;tlar&#305;n devreye girmesiyle birlikte BBC ar&#351;ivlerine de standart bir &#246;l&#231;&#252; getirildi. Personele b&#252;t&#252;n programlar&#305;n film kopyalar&#305;n&#305; saklama emri verilmi&#351;ti ama video ve ses kay&#305;tlar&#305; i&#231;in ayn&#305; emir tekrarlanmam&#305;&#351;t&#305;.1978e kadar BBC M&#252;hendislik B&#246;l&#252;m&#252;n&#252;n denetiminde olan video kasetler ancak bu tarihten sonra film merkezine aktar&#305;ld&#305;. Kasetler nispeten daha k&#252;&#231;&#252;k bir ar&#351;ivde saklan&#305;yor ve zaman zaman d&#305;&#351; &#252;lkelere sat&#305;&#351; olana&#287;&#305; olup olmad&#305;&#287;&#305;n&#305; anlamak i&#231;in yeniden izleniyordu. Pek &#231;ok g&#246;rsel ve sesli programlar ve diziler, filmler, belgeseller ba&#351;ka &#252;lkelere sat&#305;l&#305;yordu. 1970ler ve 1980lerde d&#252;nyada en &#231;ok izlenen bilimkurgu dizisi Doctor Who da bunlardan biriydi. Sonra ar&#351;ivlerdeki yerlerin yeterli olmad&#305;&#287;&#305; ve pahal&#305;ya mal oldu&#287;u g&#252;nler geldi. B&#246;ylece 1967 y&#305;l&#305;nda ad&#305; bilinmeyen bir b&#252;rokrat, g&#252;nlerden bir g&#252;n depolarda bulunan ses ve video kasetlerini silip temizleyerek yeniden kullan&#305;labilece&#287;ini ak&#305;l etti ve harekete ge&#231;ti. Gerek Film Merkezi, gerekse M&#252;hendislik B&#246;l&#252;m&#252; t&#252;m programlar&#305;n tarihsel kopyalar&#305;n&#305;n tutulmas&#305;ndan di&#287;erinin sorumlu oldu&#287;unu d&#252;&#351;&#252;n&#252;yordu.Ve 1978e gelindi&#287;inde bir&#231;ok program bir g&#252;zel yok edilmi&#351; ve elde hi&#231;bir kopyas&#305; kalmam&#305;&#351;t&#305;. BBC bir ar&#351;iv sorumlusu tayin ederek nelerin yok edildi&#287;ini saptamak ve d&#252;nyan&#305;n her taraf&#305;ndan, yabanc&#305; yay&#305;n kurumlar&#305;ndan ve koleksiyonculardan kendi orijinal programlar&#305;n&#305;n kopyalar&#305;n&#305; bulmak i&#231;in u&#287;ra&#351;maya ba&#351;lad&#305;. Kaybedilen hazinelerin ancak &#231;ok az&#305;n&#305;n kopyas&#305; bulunabildi. Bu arada b&#252;y&#252;k bir &#351;ans eseri olarak d&#252;nyaca &#252;nl&#252; Doctor Whonun eksik b&#246;l&#252;mleri de toparlanabilmi&#351;ti. Yak&#305;n zamanlarda iki m&#252;zik prod&#252;kt&#246;r&#252; ortaya &#231;&#305;kt&#305; ve vaktiyle verilen silme emrine uymad&#305;klar&#305;n&#305; ve Rolling Stonesun ilk kay&#305;tlar&#305; da dahil olmak &#252;zere baz&#305; e&#351;i olmayan programlar&#305;n kay&#305;tlar&#305;n&#305; saklad&#305;klar&#305;n&#305; a&#231;&#305;klad&#305;lar. &#350;imdi bu kay&#305;p kasetler BBCye k&#252;&#231;&#252;k bir servet kazand&#305;rabilir ama geri gelmeyenler dikkate al&#305;nd&#305;&#287;&#305;nda elde olanlar pek bir &#351;ey de&#287;ildir. &#220;&#231;-be&#351; kuru&#351; tasarruf edelim derken m&#252;zik ve yay&#305;n tarihinin paha bi&#231;ilmez eserleri kaybolmu&#351;tu. Bo&#351; kasetlerin fiyat&#305; 2 ile 9 pound aras&#305;nda de&#287;i&#351;iyordu. Oysa bunlar&#305;n &#252;zerinde orijinal olarak kaydedilmi&#351; programlardan BBC milyonlarca pound kazanabilirdi. Kaybolanlar aras&#305;nda Beatles&#305;n ilk konserleri, &#246;nemli dramalar, belgeseller ve tarihsel spor programlan yer al&#305;yordu.Bug&#252;nk&#252; de&#287;erleri milyarlar&#305; bulurdu. Ama depoda bir par&#231;a yer kazanmak ve birka&#231; bin pound tasarruf etmek i&#231;in ak&#305;l almaz bir i&#351; yap&#305;lm&#305;&#351;t&#305;. Zaman&#305;nda &#252;zerinde do&#287;ru d&#252;r&#252;st d&#252;&#351;&#252;nmeden bulunulan bir &#231;&#246;z&#252;m uygun gibi g&#246;r&#252;nm&#252;&#351;t&#252; ama e&#351;ine az rastlan&#305;r bir rezalet ortaya &#231;&#305;km&#305;&#351;t&#305;.</description>
</item><item>
<title>Kitab&#305; Anlamazsan </title>
<pubDate>Cum, 29 Mar 2008 15:13:16 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=56</link>
<description>Bir Donanma Kurars&#305;n, Sava&#351;&#305; Kaybedersin 1900, Alman imparatorlu&#287;u Baz&#305;lar&#305; onun yazarl&#305;ktan &#246;nce, asl&#305;nda deniz tutan bir Amerikal&#305; gemici oldu&#287;unu s&#246;ylerler. Alfred Thayer Mahan, her ko&#351;ulda orduya kat&#305;lm&#305;&#351; olmal&#305;yd&#305;. Babas&#305;, her &#351;eyden &#246;nce, &#252;nl&#252; bir askeri taktisyendi. West Point harp okulunda ders veriyordu.Alfred Mahan isimli bu adam, sava&#351; alan&#305; taktikleri kitab&#305;n&#305;n b&#252;y&#252;k yazar&#305;, bir nesil harp okulunun &#246;&#287;retmeni, sivil sava&#351;ta &#246;l&#252;ms&#252;z bir &#351;an ve &#351;&#246;hret sahibi idi. Belki de k&#252;&#231;&#252;k Mahan&#305; Annapolise donanmada bir kariyer sahibi olmaya iten, babas&#305;n&#305;n ger&#231;ekten &#246;nde gelen bu ki&#351;ili&#287;i idi. K&#252;&#231;&#252;k Alfred, Carolina sahillerinde sava&#351; s&#252;resince g&#246;rev ald&#305; ve daha sonra deniz a&#351;&#305;r&#305; bir yolculu&#287;a g&#246;nderildi. Sonra yolculuklar birbirini takip etti. Gemi nas&#305;l giderse gitsin, iki-&#252;&#231; g&#252;nl&#252;k bir s&#252;re i&#231;in bile olsa, Alfredi &#246;l&#252;mc&#252;l bir &#351;ekilde deniz tutuyordu. Yine de ger&#231;ek bir deniz subay&#305; olarak kendini hep denize att&#305;. Bir&#231;ok liman g&#246;revi i&#231;in sahile &#231;&#305;kt&#305;ysa da sonunda yeni bir olanak buldu: Deniz Harp Akademisi...Alfred T. Akademiye geldi&#287;inde, hi&#231; &#252;mit vermeyen bir g&#246;reve sahipti. Birka&#231; karaya s&#252;r&#252;lm&#252;&#351; e&#287;itmen -ki onlar&#305;n da tuhaf olduklar&#305; d&#252;&#351;&#252;n&#252;l&#252;rd&#252;- vard&#305;. Bu okulu d&#252;nyan&#305;n en prestijli deniz enstit&#252;lerinden birine d&#246;n&#252;&#351;t&#252;rmeyi ba&#351;ard&#305;. 19. ve 20. y&#252;zy&#305;llar&#305;n en etkileyici kitap serilerinden birini yay&#305;nlayan Alfreddi: Denizdeki G&#252;c&#252;n D&#252;nya Tarihine Etkisi... Mahan&#305;n tezi &#351;uydu: Milletlerin g&#252;&#231;lenmesi ve gerilemesinde en belirleyici fakt&#246;r deniz g&#252;&#231;leridir. Kara kuvvetleri h&#305;zl&#305; hareket etme &#246;zelli&#287;ine sahip de&#287;ildirler, hem de lojistik zorunluluklar nedeniyle hantald&#305;rlar. Deniz kuvvetleri ise, bug&#252;n Karayiplerde yol al&#305;rken iki hafta i&#231;inde Balt&#305;k Denizine ula&#351;abilir. Do&#287;as&#305; gere&#287;i donanmalar d&#252;nyan&#305;n her yerinde g&#252;&#231;lerini g&#246;sterebilirler. Sadece donanmas&#305; sayesinde, bir millet kayda de&#287;er bir g&#252;&#231; haline gelebilir.G&#252;n&#252;m&#252;zde d&#252;&#351;man&#305;n&#305; kollama bir deniz filosunun en &#246;ncelikli g&#246;revidir. &#304;lk yap&#305;lacak &#351;ey rakibinin deniz g&#252;c&#252;n&#252; hesap etmek ve t&#252;m gemilerini bat&#305;rmak olmal&#305;d&#305;r. Bu ba&#351;ar&#305;ld&#305;&#287;&#305;nda d&#252;&#351;man savunmaya ge&#231;mek zorunda kalacakt&#305;r. Ticaret gemileri teslim olacak, kaynaklar&#305; engellemelerle kesilecek, sahil &#351;ehirleri bombalanma tehlikesi alt&#305;nda olacak, kolonileri yok edilecek ve sonu&#231;ta t&#252;m yurt denizden yap&#305;labilecek bir &#231;&#305;kartman&#305;n tehdidi alt&#305;na girecektir.&#214;yle bir &#231;&#305;kartma ki, yer ve zaman&#305;n&#305; sald&#305;ran taraf belirleyecek, rakip ise t&#252;m kaynaklar&#305;n&#305; sahip oldu&#287;u b&#246;lgeleri korumak i&#231;in kullanmak zorunda kalacakt&#305;r. K&#305;sacas&#305;, Mahana g&#246;re, k&#252;resel oyunda &#246;nemli bir akt&#246;r olabilmek i&#231;in bir donanmaya sahip olunmas&#305; &#246;ncelikli &#351;artt&#305;. 1815 Viyana Konferans&#305;ndan sonra, Avrupadaki g&#252;&#231;ler kendilerini deniz g&#252;c&#252; a&#231;&#305;s&#305;ndan &#304;ngiltere ile kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;ya buldular. &#304;ngilizlerin b&#252;y&#252;k deniz g&#252;c&#252;, Napolyon &#304;mparatorlu&#287;unu blokaja alm&#305;&#351;, yava&#351; yava&#351; &#231;&#246;k&#252;&#351;e s&#252;r&#252;klemekteydi. Sava&#351; sonunda dost &#252;lkeler ve hatta eski d&#252;&#351;manlar aras&#305;nda &#231;ok hassas bir anla&#351;maya gidildi. &#304;ngiltere denizdeki &#252;st&#252;nl&#252;&#287;&#252;n&#252; koruyacakt&#305;.Bu, &#304;ngilizlerin ya&#351;amak i&#231;in denize ba&#287;l&#305; olmak zorunda kalmalar&#305;ndand&#305;. Denizdeki bu &#304;ngiliz &#252;st&#252;nl&#252;&#287;&#252;n&#252;n kabul edilmesine kar&#351;&#305;l&#305;k, t&#252;m &#252;lkeler bir donanma kurma ve denizlere a&#231;&#305;lma hakk&#305;na sahip olacaklard&#305;. Fakat bu &#252;st&#252;n g&#252;c&#252;n kar&#351;&#305;s&#305;nda ciddi bir rakip haline gelmemek &#351;art&#305;yla. Fransa 1860lar ve 80ler aras&#305;ndaki s&#252;rede eski g&#252;c&#252;ne kavu&#351;may&#305; ba&#351;ard&#305;. &#304;lk ger&#231;ek demirden gemiyi &#252;retti: La Gloria. Bu gemilerle t&#252;m &#304;ngiliz donanmas&#305;n&#305; bir g&#252;nde kullan&#305;lmaz hale getirebilirdi. &#304;ngilizler ise uygulad&#305;klar&#305; yap&#305;lanma program&#305; sayesinde, 1880lerin sonunda &#231;elik gemilerin &#252;retiminde &#246;ne &#231;&#305;kt&#305;lar. Almanyan&#305;n de&#287;i&#351;ik b&#246;lgelerinden ithal ettikleri &#231;elik ile her zamankinden daha &#231;ok gemi &#252;rettiler. Frans&#305;zlar, &#304;ngilizlerle yar&#305;&#351;may&#305; b&#305;rakmak zorunda kald&#305;. Bunun yerine ucuz, yenilenebilen teknoloji ile yola devam etmeyi tercih ettiler. Muhrip gemilerinin &#252;retiminde, ara&#351;t&#305;rma ve geli&#351;tirmesinde lider hale geldiler. &#214;te yandan &#304;ngilizler kar&#351;&#305;l&#305;k olarak b&#252;y&#252;k muhripler, denizalt&#305;lar ve may&#305;nlar &#252;retti. Frans&#305;zlar&#305;n eski d&#252;&#351;manlar&#305; olan Almanlar, &#304;ngilizlerle Frans&#305;zlar aras&#305;ndaki rekabeti hep e&#287;lenerek izlediler. Bir Frans&#305;z gemisine y&#246;nelen her silah, kendi s&#305;n&#305;rlar&#305;na y&#246;nelecek bir silah&#305;n eksilmesi anlam&#305;n&#305; ta&#351;&#305;yordu. Donanmaya harcanan her frank, Ren b&#246;lgesini tehdit eden bir frank&#305;n azalmas&#305; demekti. &#214;te yandan &#304;ngilizler Almanlar&#305; Frans&#305;z yay&#305;lmac&#305;l&#305;&#287;&#305;na kar&#351;&#305; her zaman do&#287;al bir m&#252;ttefik olarak g&#246;rd&#252;ler.K&#305;sacas&#305;, yeni bir Avrupal&#305; g&#252;&#231; olma yolundaki Almanya ile denizlerin hakimi &#304;ngiltere aras&#305;nda bir &#231;at&#305;&#351;ma olmas&#305;, Frans&#305;zlar d&#252;nyaya yay&#305;lmaya devam etti&#287;i s&#252;rece anlams&#305;zd&#305;. Alman donanmas&#305; s&#305;radan bir sahil g&#252;venlik sisteminin &#246;tesine ge&#231;emiyordu. Birka&#231; k&#252;&#231;&#252;k gemiden ibaretti. &#214;yle ki, &#304;ngilizlerden yard&#305;m istediklerinde, zengin a&#287;abeyin fakir karde&#351;ine yard&#305;m etmesi gibi bir tav&#305;rla kar&#351;&#305;la&#351;&#305;yorlard&#305;. Ama daha sonralar&#305; iki &#246;nemli olay geli&#351;ti; ilki Mahan&#305;n yay&#305;nlad&#305;&#287;&#305; g&#252;&#231;le donanma aras&#305;ndaki ili&#351;kiyi anlatan kitap seri&#351;iydi. &#304;kincisi ise II. Wilhelmin daha b&#252;y&#252;k bir Almanya hayaliyle ba&#351;a ge&#231;mesiydi. Willie &#231;abuk olgunla&#351;m&#305;&#351;, ego problemi olan bir &#231;ocuktu. Baz&#305;lar&#305; bu problemin, beceriksiz bir doktorun do&#287;um esnas&#305;nda Wilhelmin koluna ciddi &#351;ekilde zarar vermesinden kaynakland&#305;&#287;&#305;n&#305; s&#246;ylerler.Ma&#231;o denilebilecek bir toplumda b&#246;yle bir yara ta&#351;&#305;mak, onu ister istemez a&#351;a&#287;&#305;l&#305;k kompleksine sokmu&#351;tu. Psikolojik durumu nas&#305;l olursa olsun, Wilhelm d&#305;&#351; politikada ani bir de&#287;i&#351;im s&#252;reci ba&#351;latt&#305;. Asl&#305;nda, &#304;ngiliz olan her &#351;eye hayranl&#305;&#287;&#305; ironikti. Anneannesi efsanevi Victoria &#246;l&#252;rken yan&#305; ba&#351;&#305;nda durmu&#351;, elini tutmu&#351; ve g&#246;zya&#351;lar&#305;n&#305; tutamam&#305;&#351;t&#305;. Kuzeni Edwarda da bir s&#305;cakl&#305;k duymu&#351;, bekar olduklar&#305; hafta sonlar&#305;nda ikisi &#231;ok g&#252;zel deniz gezileri yapm&#305;&#351;lard&#305;. Asl&#305;nda derinlerde bir yerlerde, denizle ilgili b&#252;y&#252;yen bir d&#252;&#351;manl&#305;k da vard&#305; aralar&#305;nda. Mahan&#305;n &#231;al&#305;&#351;malar&#305; ilk yay&#305;nland&#305;&#287;&#305;nda, Amerikada k&#252;&#231;&#252;k bir okuyucu kitlesinin ilgisini &#231;ekti. &#304;lk hayranlar&#305;ndan biri New Yorkta polis komiseri olan Teddy Roosevelt idi. Deniz a&#351;&#305;r&#305; &#252;lkelerde ise beklenmedik bir &#252;n kazand&#305;. Hi&#231;bir yerde Almanyada oldu&#287;u kadar pop&#252;ler olmad&#305;; Wilhelm kitaba Alman nitelikler kazand&#305;rarak yeni bir bask&#305;s&#305;n&#305; &#231;&#305;kartt&#305;.Alman federal donanmas&#305;ndaki her subay&#305;n okuyabilece&#287;i hale getirdi... Ve bu subaylar&#305;n kitab&#305; okumalar&#305; da beklenir oldu. Manan Avrupa turuna &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305;nda Almanyada adeta bir s&#252;per star gibi kar&#351;&#305;land&#305;. Alman &#304;mparatoru Mahanla bulu&#351;mak ve kendi kitab&#305;na Amerikan&#305;n efsane isminin el yaz&#305;s&#305;yla bir &#351;eyler yazmas&#305;n&#305; istedi. Almanya k&#305;sa bir s&#252;re i&#231;inde deniz filosunu geli&#351;tirdi. Bu arada Japonya da ayn&#305; s&#252;reci ya&#351;ad&#305;. Wilhelm uygulanan geli&#351;tirme program&#305;n&#305;n, kendi deniz sahalar&#305;n&#305; koruma ama&#231;l&#305; oldu&#287;unu bildiriyordu. Fakat, Mahan&#305;n s&#246;yledi&#287;i gibi, ger&#231;ek bir d&#252;nya g&#252;c&#252;, d&#252;nyan&#305;n her yerinde kendisine hammadde sa&#287;layacak, telgraf istasyonlar&#305;n&#305; destekleyecek ve k&#246;m&#252;r stoklar&#305;n&#305; yenileyecek koloniler kurmaya mecburdu.R&#252;zgarla yol alan gemilerden buharl&#305; gemilere ge&#231;ilmesinin en &#246;nemli dezavantajlar&#305;ndan biri gemilerin menzillerinin d&#252;&#351;mesi oldu. Demir ald&#305;ktan &#252;&#231; ay sonra Pasifikin ortas&#305;nda olmak imkan&#305; ortadan kalkt&#305;. Hi&#231;bir modern gemi ortalama h&#305;zlarda hareket ederek iki-&#252;&#231; haftadan fazla yak&#305;t ikmali yapmaks&#305;z&#305;n denizde kalam&#305;yordu.&#304;ki-&#252;&#231; g&#252;nl&#252;k h&#305;zl&#305; manevralar yapan gemilerin sadece yak&#305;t stoklar&#305; bo&#351;almakla kalm&#305;yor, ayn&#305; zamanda makineleri de tamir ister duruma geliyordu. K&#246;m&#252;r istasyonlar&#305; bu sebeplerle stratejik hedefler haline geldi. Bu istasyonlar daha &#231;ok korunur oldular. Binlerce k&#246;m&#252;r i&#351;&#231;isi k&#246;m&#252;r ocaklar&#305;na indi.Wilhelm i&#231;in 20. y&#252;zy&#305;l&#305;n ba&#351;&#305;nda bu &#231;ok parlak bir fikirdi. &#304;ngiltere ile rakip olabilecek durumda de&#287;ildi, ulusal onur t&#252;m d&#252;nyada ben var&#305;m diyebilmeye ba&#287;l&#305;yd&#305;. T&#252;m d&#252;nyada ben var&#305;m diyebilmek ise koloniler kurmay&#305; gerektiriyordu. Koloniler kurmak denizde g&#252;&#231;l&#252; olmak anlam&#305;n&#305; ta&#351;&#305;yordu. Denizde g&#252;&#231;l&#252; olan yeni koloniler elde edebilirdi, daha &#231;ok koloni elde etmek ise ulusal g&#252;veni art&#305;r&#305;rken harcamalar&#305; da art&#305;racakt&#305;. Almanlar Afrika sahilleri boyunca daha &#246;nceden ele ge&#231;irilmemi&#351; bir tak&#305;m &#252;&#231;&#252;nc&#252; s&#305;n&#305;f b&#246;lgeleri hakimiyetleri alt&#305;na ald&#305;lar. &#304;ngilizler buna kar&#351;&#305; &#231;&#305;kmad&#305;. Frans&#305;zlar ise 19. y&#252;zy&#305;l boyunca bu b&#246;lgede &#304;ngilizlerin en ciddi rakibi olarak ses &#231;&#305;kartmad&#305;. Almanlar Pasifikte yeni adalar ele ge&#231;irdiler, y&#252;ksek harcamalarla buralara k&#246;m&#252;r ve telgraf sistemleri getirdiler. Bu b&#252;y&#252;me devam etti ve 1904e do&#287;ru &#304;ngiliz y&#246;neticiler aras&#305;nda Almanlar bir tehdit olarak g&#246;r&#252;lmeye ba&#351;land&#305;. 1904te yeni bir deniz mare&#351;ali, John Bobbie Fisher donanman&#305;n ba&#351;&#305;na ge&#231;ti. &#304;ngiliz denizcili&#287;i, demir ve buhar&#305;n kullan&#305;lmaya ba&#351;lanmas&#305;ndan beri de&#287;i&#351;ik kollara ayr&#305;lmaktayd&#305;. Fisher vizyon sahibi biri olarak gelece&#287;i g&#246;rd&#252; ve i&#231;g&#252;d&#252;lerini kullanarak yeni silahlar tasarlama i&#351;ine giri&#351;ti. Bir y&#305;l sonra en modern Dreadnought silahlar&#305; ile donanm&#305;&#351; gemiler &#252;retilmeye ba&#351;land&#305;. Bunlar modern sava&#351; gemilerinin ilkleriydi. Fisherin amac&#305; Dreadnoughtla Almanlara g&#246;zda&#287;&#305; vermekti. Almanlar&#305;n donanmalar&#305;m geli&#351;tirmelerine bir sorun olarak bakm&#305;yorlard&#305;, hatta denizdeki b&#252;y&#252;k gemilerine e&#351;de&#287;er birka&#231; gemi &#252;retmelerine de kar&#305;&#351;m&#305;yorlard&#305;, fakat tek istedikleri en ileri teknolojiye sahip olmak ve &#252;st&#252;nl&#252;klerini korumakt&#305;. Bu &#252;st&#252;nl&#252;k Almanlar taraf&#305;ndan kabul edildi&#287;i s&#252;rece iki &#252;lke aras&#305;nda gelece&#287;e dair bir endi&#351;e olmayacakt&#305;. Wilhelm, Dreadnoughtun silahlar&#305;n&#305; g&#246;rd&#252;&#287;&#252;nde k&#305;skan&#231;l&#305;&#287;a kap&#305;ld&#305;. Amirallerine ve gemi tasar&#305;mc&#305;lar&#305;na &#304;ngilizlerin son &#252;rettiklerine e&#351;de&#287;er ve hatta daha &#252;st&#252;n gemiler &#252;retme emri verdi. &#220;st d&#252;zey Alman subaylar&#305; daha b&#252;y&#252;k gemiler &#252;retmenin ve b&#252;y&#252;k d&#252;&#351;&#252;nmenin b&#252;y&#252;s&#252;ne kap&#305;ld&#305;lar. Wilhelmle bu konuda ters d&#252;&#351;meyi hi&#231; d&#252;&#351;&#252;nmediler. Daha pragmatik d&#252;&#351;&#252;nen &#231;evreler ise &#304;ngiltere ile silah yar&#305;&#351;&#305;na girmenin sadece k&#246;t&#252; bir fikir de&#287;il, ayn&#305; zamanda delilik oldu&#287;unu d&#252;&#351;&#252;nd&#252;ler.Stratejinin do&#287;as&#305; gere&#287;i &#304;ngilizler denizde birinci ve en &#252;st&#252;n kalmal&#305;yd&#305;. Alman donanmas&#305; ikincilikle yetinmeliydi. Fransa ve Rusyan&#305;n tehdidi alt&#305;ndaki Almanlar&#305;n karadaki &#252;st&#252;nl&#252;klerini korumaya ihtiya&#231;lar&#305; vard&#305;. &#304;nsan g&#252;c&#252; ve kaynak yar&#305;&#351;&#305; i&#231;indeki Almanyada, kara kuvvetleri deniz kuvvetlerinden &#231;ok daha &#252;st&#252;n durumda olmal&#305;yd&#305;. &#304;ngiltereye &#252;st&#252;nl&#252;k sa&#287;laman&#305;n imkans&#305;zl&#305;&#287;&#305; ortadayken neden bu &#231;aban&#305;n i&#231;ine giriliyordu ki? Wilhelm yine de program&#305;n ilerlemesinden yana tav&#305;r ald&#305;. Alman ulusal gururu bunu gerektiriyordu. Yeni bitirilmi&#351; Kiel Kanal&#305; yeni ve daha b&#252;y&#252;k gemiler i&#231;in yetersiz kalacakt&#305;. Bu kanal&#305; geni&#351;letmek i&#231;in de b&#252;y&#252;k harcamalar yap&#305;ld&#305;. Almanlar &#304;ngilizlerle denizde b&#252;y&#252;k bir rekabete giri&#351;tiler. Birka&#231; sene i&#231;inde Alman z&#305;rhl&#305;lar&#305; denize indirilmeye ba&#351;land&#305;. Bu gemiler yirmi be&#351; ve otuz santimetre &#231;ap&#305;ndaki silahlarla donat&#305;lm&#305;&#351;t&#305;. Frans&#305;zlar garip bir tav&#305;rla bu yar&#305;&#351;a girmekten &#231;ekindiler. B&#246;ylece bir tehdit olmad&#305;klar&#305;n&#305; g&#246;sterip, &#304;ngilizleri Almanlarla u&#287;ra&#351;ma yoluna ittiler. Bu strateji tuttu, y&#252;zy&#305;llard&#305;r &#304;ngiliz sava&#351; tatbikatlar&#305; Frans&#305;zlarla &#231;&#305;kabilecek bir sava&#351; &#252;zerine kurulmu&#351;tu. Cebelitar&#305;ktan S&#252;vey&#351;e kadar Akdeniz ticaret yolunu ve Biscay K&#246;rfezi ile Man&#351; Denizini korumak amac&#305;n&#305; ta&#351;&#305;m&#305;&#351;lard&#305;. Y&#252;zy&#305;l&#305;n sonuna do&#287;ru, Fisher gemi manevralar&#305;n&#305; Kuzey Denizine do&#287;ru kayd&#305;rd&#305;. Almanyaya, Balt&#305;k&#305;n d&#305;&#351;&#305;na &#231;&#305;karmaya yeltenece&#287;i her geminin kendilerini kar&#351;&#305;s&#305;nda bulaca&#287;&#305; mesaj&#305;n&#305; vermi&#351; oluyordu. Fisherin saplant&#305;s&#305; daha uzak &#252;lkeleri de etkiledi. Japonlarla bir anla&#351;ma yaparak Pasifike &#231;&#305;kabilecek her yabanc&#305; gemiye kar&#351;&#305; ortak hareket etme karar&#305; ald&#305;lar. Fisher de Mahan okuyucular&#305; aras&#305;ndayd&#305;.1904-1905 y&#305;llar&#305;ndaki Rus donanmas&#305;na kar&#351;&#305; Japonlar&#305;n kazand&#305;&#287;&#305; zaferleri ayr&#305;nt&#305;lar&#305;yla incelemi&#351;ti. Dikkat &#231;eken nokta &#351;uydu: &#304;lk sald&#305;r&#305;ya ge&#231;en ve kar&#351;&#305; donanmay&#305; ablukaya alan taraf &#252;st&#252;n geliyordu. T&#252;m bunlar g&#246;z &#246;n&#252;ne al&#305;nd&#305;&#287;&#305;nda, Almanlar&#305;n Kuzey Denizine a&#231;&#305;lmalar&#305;n&#305;n &#246;nlenmesi gere&#287;i ortaya &#231;&#305;k&#305;yordu. Almanlar&#305;n Bel&#231;ika ve Hollanday&#305; ele ge&#231;irmesi, &#304;ngiltereden sadece iki saat uzakl&#305;kta iki limana sahip olmalar&#305; anlam&#305;n&#305; ta&#351;&#305;yacakt&#305;.Bu engelleme &#304;ngilizlerin Almanlara kar&#351;&#305; olan politikalar&#305;n&#305;n temel noktas&#305; oldu. Bel&#231;ika ve Hollanda topraklar&#305;n&#305;n &#304;ngiliz korumas&#305; alt&#305;nda oldu&#287;u a&#231;&#305;k bir mesajla bildirildi. Bu mesaj, Almanlar&#305;n denizde hi&#231;bir g&#252;c&#252; olmasayd&#305;, bu kadar a&#231;&#305;k ve sert olmazd&#305;.Alman &#304;mparatoru cevap olarak, &#304;ngilizlere ve topraklar&#305;na kar&#351;&#305; hi&#231;bir d&#252;&#351;manl&#305;k beslemediklerini bildirdi. Almanyan&#305;n tek istedi&#287;i, g&#252;ne&#351; giren bir yer, ulusal g&#252;ven kazan&#305;m&#305; ve g&#252;c&#252;n&#252; korumakt&#305;. Bu sebeple yeni silah tasar&#305;m&#305;na gitti. 12 in&#231;lik silahlar&#305; 13, 13.5, 14 ve sonunda b&#252;y&#252;k 15 in&#231;lik silahlar izledi. Paranoya yeni paranoyalar &#252;retir oldu. Almanlar gizlice Schlieffen Plan&#305;n&#305; uygulamaya koydular. Bu planla Fransay&#305; ele ge&#231;irmek ve Bel&#231;ika ile Hollanday&#305; alttan fethetmek ama&#231;lan&#305;yordu. Di&#287;er ak&#305;ll&#305;ca bir fikir olarak, Wilhelm Hollandan&#305;n istila edilmemesini ve b&#246;ylece &#304;ngilizleri fazlaca kar&#351;&#305;lar&#305;na almamay&#305; d&#252;&#351;&#252;nd&#252;. B&#246;ylece Bel&#231;ika ge&#231;ilmi&#351; olacak, Hollanda istila edilmeyecek, Alman ordusu kilit noktalardaki Bel&#231;ika kalelerinde tutulacak ve do&#287;rudan kuzeye gidip engellerle kar&#351;&#305;la&#351;&#305;lmam&#305;&#351; olacakt&#305;. Bu plan sonunda uygulamaya ge&#231;ti. Sonraki b&#246;l&#252;mde ayr&#305;nt&#305;lar&#305;yla a&#231;&#305;klanaca&#287;&#305; gibi, s&#246;m&#252;rgeler birer birer d&#252;&#351;t&#252; ve Bel&#231;ika Almanlar taraf&#305;ndan ele ge&#231;irildi. &#304;ngiliz donanmas&#305; Alman &#199;&#305;kartmas&#305;n&#305; &#246;nleme amac&#305;yla belli noktalara y&#305;&#287;&#305;nak yapt&#305;. Bel&#231;ika limanlar&#305;n&#305;n ele ge&#231;irilmesi ile Almanlar ve &#304;ngilizler aras&#305;ndaki bir sava&#351; ka&#231;&#305;n&#305;lmaz hale gelmi&#351;ti. Daha sonraki d&#246;rt y&#305;l i&#231;inde Alman donanmas&#305; ciddi tek bir &#231;&#305;kartma yapt&#305;. Herkesin yumurtas&#305; sepetinde durdu&#287;u i&#231;in, iki taraf da &#246;l&#252;mc&#252;l bir sava&#351;a girmeyi ye&#287;lemedi. Fakat 1916da Alman donanmas&#305; &#304;ngilizleri Tutland sahillerinden p&#252;sk&#252;rtt&#252;. Bu, ablukay&#305; k&#305;rma hareketinin ba&#351;lang&#305;c&#305;yd&#305;.Sava&#351;&#305;n sonunda Almanlar en az&#305;ndan taktik bir zafer elde etmi&#351; oldular. Bat&#305;rd&#305;klar&#305; gemi say&#305;s&#305; daha fazlayd&#305;, fakat stratejik bir hata olarak Balt&#305;ka geri &#231;ekildiler ve sald&#305;rgan bir g&#252;&#231; olmad&#305;lar. &#214;te yandan bu durum &#304;ngilizleri sava&#351;a girmeye zorlad&#305;. Ayn&#305; zamanda donanmas&#305;na yat&#305;r&#305;m yapan di&#287;er bir &#252;lke olan ABD de sava&#351;a girmeyi d&#252;&#351;&#252;nmeye ba&#351;l&#305;yordu. Alman &#304;mparatoru Mahan&#305;n kitab&#305;ndaki p&#252;f noktas&#305;n&#305; anlayamam&#305;&#351;t&#305;: Bir donanma kurdu&#287;unuzda sadece bir g&#252;&#231; olarak alg&#305;lanmakla kalm&#305;yordunuz, ayn&#305; zamanda bir tehdit olarak da g&#246;r&#252;l&#252;yordunuz. Almanlar&#305;n 1918de yenilmesiyle birlikte, &#304;ngilizler paranoya halinde Alman donanmas&#305;n&#305; ku&#351;atmak ve ona el koymak niyetinde idiler. B&#246;ylece tarihinde ilk kez Almanlar donanmalar&#305;n&#305; &#304;ngiliz sular&#305;na g&#246;ndermi&#351; oldular.Donanma &#304;sko&#231;ya sahillerine &#304;ngiliz kontrol&#252;nde ula&#351;t&#305;. B&#252;y&#252;k harcamalar, hatal&#305; bir politika, imparatorlu&#287;un &#231;&#246;k&#252;&#351;&#252;n&#252; getirdi... Almanlar son bir &#231;abayla &#304;ngilizlerden gemilerini ka&#231;&#305;rd&#305;lar. Sembolik de olsa yapt&#305;klar&#305; tek ak&#305;ll&#305;ca hareket buydu.</description>
</item><item>
<title>Sava&#351; Ba&#351;latan &#350;of&#246;r </title>
<pubDate>Cum, 29 Mar 2008 15:12:37 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=55</link>
<description>Ar&#351;id&#252;k&#252;n Otomobili Yanl&#305;&#351; Yola Girince1914, SaraybosnaYirmi y&#305;l s&#252;ren d&#252;&#351;&#252;&#351;&#252;n ard&#305;ndan, &#304;ngiltere, Prusya, Avusturya, Rusya ve yeniden monar&#351;iye d&#246;nen Fransa imparatorlar&#305; yeni bir g&#252;c&#252;n y&#252;kseli&#351;ine hi&#231; de s&#305;cak bakm&#305;yorlard&#305;. Fakat belki de 19. y&#252;zy&#305;l sonlar&#305; ve 20. y&#252;zy&#305;l ba&#351;lar&#305;nda bu devletler aras&#305;ndaki anla&#351;ma &#231;abalan hi&#231; de ak&#305;ll&#305;ca de&#287;ildi. Habsburg veliahd&#305;n&#305;n Saraybosna ziyareti g&#246;z &#246;n&#252;ne al&#305;nd&#305;&#287;&#305;nda, felaketin ayak seslerini duymak hi&#231; de zor de&#287;ildi, Napolyon sava&#351;lar&#305;ndan sonra 1815te Viyanada toplanan b&#252;y&#252;k devletler, g&#252;&#231;ler dengesi kavram&#305;n&#305; ortaya att&#305;lar. S&#252;rekli ittifaklar &#246;nlenmeliydi. En iyi olan ise pragmatik bir yakla&#351;&#305;m ile g&#252;&#231;leri dengelemekti. Tek bir devletin s&#252;per g&#252;&#231; olmas&#305;na kar&#351;&#305; g&#252;&#231; birli&#287;ine gidilmesi kararla&#351;t&#305;r&#305;ld&#305;. Bundan sonraki seksen y&#305;l boyunca sava&#351;lar oldu.Fransa ve &#304;ngiltereyi Rusya ile kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;ya getiren K&#305;r&#305;m sorunu, Fransa ve Avusturya aras&#305;ndaki 1859 sorunu, 1860lardaki Almanyan&#305;n birle&#351;me ve devletle&#351;me sava&#351;lar&#305;... Bu sorunlar&#305;n hi&#231;biri Viyanadaki kararlar&#305; do&#287;rulay&#305;c&#305; olarak evrensel bir soruna d&#246;n&#252;&#351;medi. Bu dengeleri ilk bozan olaylar 1870-1871 Fransa-Prusya sava&#351;&#305; ile ba&#351;layan Almanyadaki birle&#351;me sava&#351;lar&#305; oldu. Napolyon sava&#351;lar&#305;ndan utan&#231; verici yenilgilerle ayr&#305;lan Prusya, kuzey Almanyadaki k&#252;&#231;&#252;k ve ayr&#305; devletleri birle&#351;tirip, Prusya krall&#305;&#287;&#305;na ba&#287;l&#305; tek bir devlet haline getirmeyi planlad&#305;. Bu plan son derece zekice yola koyuldu. Plan&#305; uygulayan, belki de Avrupan&#305;n 19. y&#252;zy&#305;ldaki en b&#252;y&#252;k devlet adam&#305; ve modern Alman devletinin kurucusu olan Otto von Bismarck idi. Bu yeni devletin ortaya &#231;&#305;k&#305;&#351;&#305; Fransaya pahal&#305;ya mal oldu. 1870-1871 sava&#351;lar&#305;nda Alsas ve Loreni yeni devlete kapt&#305;rd&#305;lar. Bismarck diplomatik a&#231;&#305;dan zor bir d&#246;nemece girmi&#351;ti. Viyana Konferans&#305;nda ortaya &#231;&#305;kan prensipleri tamam&#305;yla benimsiyordu. Fakat hi&#231;bir zaman Fransa ile dengeli ve e&#351;itlik&#231;i bir ili&#351;ki i&#231;inde olamayaca&#287;&#305;n&#305;n fark&#305;ndayd&#305;. Fransa ilk f&#305;rsatta kaybetti&#287;i topraklan geri almak isteyecek ve yeni kurulan Almanyay&#305; Ren nehrinin do&#287;usuna geri p&#252;sk&#252;rtmeye &#231;al&#305;&#351;acakt&#305;. Bunu yaparken de d&#252;nya bar&#305;&#351;&#305; i&#231;in ne denli b&#252;y&#252;k bir tehdit olu&#351;turdu&#287;unu d&#252;&#351;&#252;nmeyecekti bile. Bu de&#287;erlendirmeler &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;nda Bismarck d&#305;&#351; politikada &#252;&#231; prensip olu&#351;turdu.Birincisi, hi&#231;bir zaman Rusya ile kar&#351;&#305; kar&#351;&#305;ya gelmemekti. 1750lerde Prusya, Rusya ve Fransay&#305; kar&#351;&#305;s&#305;na ald&#305;&#287;&#305;nda, b&#252;t&#252;n &#252;lke yerle bir olmu&#351;tu. &#304;kinci prensip ise, her ne kadar Germen as&#305;ll&#305; bir &#252;lke de olsa, Avusturya ile &#231;ok yak&#305;n ili&#351;kiye girmemekti. &#199;&#252;nk&#252; Avusturya ve Rusya Balkanlarda her zaman d&#252;&#351;man olmu&#351;lard&#305;. Ayr&#305;ca Avusturya-Macaristan &#304;mparatorlu&#287;unun i&#231;inde ya&#351;ayan de&#287;i&#351;ik &#305;rktan bir&#231;ok topluluk birbirine d&#252;&#351;mek &#252;zereydi.Son prensip ise &#304;ngiltere ile iyi ge&#231;inmekti. &#304;ngiltere ile hep ticari alanlarda ortak olmu&#351;lard&#305;. Ayn&#305; zamanda ortak k&#252;lt&#252;re sahiplerdi. Fransaya kar&#351;&#305; duru&#351;lar&#305; da benze&#351;iyordu. Viyana Konferans&#305; denizlerdeki hakimiyeti &#304;ngilizlere vermi&#351;ti ama t&#252;m &#252;lkelere de denizlere a&#231;&#305;lma konusunda hi&#231;bir s&#305;n&#305;rlama getirmemi&#351;ti. Bu sebeple, &#304;ngiltere ile z&#305;tla&#351;mak hi&#231; de ak&#305;ll&#305;ca g&#246;r&#252;nm&#252;yordu. Bu &#351;ekilde yirmi y&#305;l ge&#231;ti. Alman donanmas&#305; k&#252;&#231;&#252;k kalmay&#305; s&#252;rd&#252;rd&#252;, sadece k&#305;y&#305;lar&#305;n&#305; koruyabilecek g&#252;&#231;teydi. Rusya ile kar&#351;&#305;l&#305;kl&#305; yard&#305;m anla&#351;mas&#305;na var&#305;ld&#305;. Buna g&#246;re iki &#252;lke end&#252;strile&#351;mek ve dost kalmak i&#231;in birbirine yard&#305;m edecekti. Avusturya ile de mesafeli bir ili&#351;ki korundu. Bu dengeler II. Wilhelmin Prusya taht&#305;na &#231;&#305;k&#305;&#351;&#305;yla birlikte sona erdi.Wilhelm d&#305;&#351; politikada prensipleri olan biriydi. Fakat &#231;evresindekiler gen&#231; Almanlardan olu&#351;an yeni bir nesildi. &#199;evresindekilerin d&#252;&#351;&#252;nceleri milliyet&#231;ilik ve &#305;rksal k&#305;skan&#231;l&#305;k &#252;zerinde &#351;ekillenmekteydi. Almanyan&#305;n g&#252;ne&#351;e &#231;&#305;kmas&#305;n&#305;n zaman&#305;n&#305;n art&#305;k geldi&#287;ini d&#252;&#351;&#252;nd&#252;ler. 18. ve 19. y&#252;zy&#305;llarda &#304;ngiltere, Fransa, Bel&#231;ika ve Hollanda t&#252;m Bat&#305; Avrupadan daha fazla toprak kazanm&#305;&#351;t&#305;. Almanya ulusal gururu gere&#287;i kendi pay&#305;na d&#252;&#351;eni almak istiyordu.Rusya ve Avusturya ile ilgili tutumlar&#305; de&#287;i&#351;ti. Rusya bir devdi ve daha da b&#252;y&#252;mesi i&#231;in bu &#252;lkeye yard&#305;m g&#246;ndermenin anlam&#305; yoktu. &#214;te yanda Avusturya vard&#305;. Ulusal kimlikler sebebiyle Avusturyada 19. y&#252;zy&#305;lda kar&#305;&#351;&#305;kl&#305;klar ba&#351; g&#246;stermi&#351;ti. Avusturyal&#305;lar Almanlar&#305;n ger&#231;ek karde&#351;leri idiler. &#214;yle ki Fransaya kar&#351;&#305; i&#351;birli&#287;ine gitmek durumunda kalmak k&#252;&#231;&#252;k d&#252;&#351;&#252;r&#252;c&#252;yd&#252;. Wilhelm zaman&#305;n geldi&#287;ini d&#252;&#351;&#252;nd&#252; ve tahta ge&#231;er ge&#231;mez yola koyuldu. Birka&#231; sene i&#231;inde ya&#351;l&#305; Bismarck aradan &#231;ekildi. Rusya ile olan yard&#305;m anla&#351;mas&#305; y&#252;r&#252;rl&#252;kten kald&#305;r&#305;ld&#305;. Alman donanmas&#305;n&#305;n yeniden yap&#305;lanma program&#305; ba&#351;lat&#305;ld&#305;. Afrikadaki baz&#305; b&#246;lgelerde ve Pasifikteki baz&#305; adalarda kolonile&#351;me &#231;abalar&#305;na giri&#351;ildi. Avusturya ile daha yak&#305;n bir ili&#351;kiye ge&#231;ildi. Wilhelmin yapt&#305;klar&#305; milliyet&#231;i Almanlar aras&#305;nda da heyecanla kar&#351;&#305;land&#305; ve desteklendi.1907de Wilhelm, Rusyay&#305;, Avusturyan&#305;n Bosnay&#305; almas&#305;na ve Balkanlardaki ilerlemesine kar&#351;&#305; gelmekle ele&#351;tirdi. &#304;stanbulu ele ge&#231;irmeye u&#287;ra&#351;t&#305;&#287;&#305; i&#231;in de Ruslar&#305; yerden yere vurdu. T&#252;m okyanuslarda bayra&#287;&#305;n&#305; dalgaland&#305;rmak ve &#304;ngiltere ile ba&#351;a ba&#351; hale gelmek i&#231;in donanmay&#305; g&#252;&#231;lendirmeye devam etti. 1905te &#304;ngiliz donanmas&#305; Fransa ile olabilecek bir sava&#351;&#305; d&#252;&#351;&#252;nmekten vazge&#231;erek Kuzey Denizine y&#246;neldi ve orada Almanyaya kar&#351;&#305; bir tatbikata giri&#351;ti. Fakat Almanlar gidi&#351;attan ve donanmalar&#305;n&#305;n g&#252;&#231;lenmesinden son derece memnundular. 1910da s&#246;m&#252;rgeler kurdular. Mevcut dengeleri bozmaktan hi&#231; &#231;ekinmediler. Fransa otuz y&#305;l &#246;nce kaybetti&#287;i yerler y&#252;z&#252;nden intikam h&#305;rs&#305;yla Rusya ile gizli anla&#351;malar yapt&#305;. Rusya da S&#305;rbistan ile pakt kurdu. Almanya gizlice Avusturyaya istedi&#287;in gibi hareket et ve ilerle, daima arkanda bizi bulacaks&#305;n mesaj&#305; g&#246;nderdi. &#304;ngilizler, Hollanda ve Bel&#231;ika ile ortak hareket edeceklerini, Kuzey Denizinin g&#252;neyindeki sahillere inmeyi deneyecek her g&#252;c&#252;n kar&#351;&#305;lar&#305;nda kendilerini bulaca&#287;&#305;n&#305; deklare ettiler. Japonya bile sahneye &#231;&#305;kt&#305;, &#304;ngilizlerle ortak pakta girdi ve Pasifikteki &#304;ngiliz &#231;&#305;karlar&#305;n&#305; koruyaca&#287;&#305;n&#305; a&#231;&#305;klad&#305;. Bundan sonra beklenen tek &#351;ey, bir s&#246;m&#252;rgeyi d&#252;&#351;&#252;rme giri&#351;imiydi. Bu &#351;ekilde 1914 Saraybosna ziyaretine gelindi. Bu ziyaretin arkas&#305;ndaki mant&#305;k hi&#231;bir zaman bilinemedi. Yedi y&#305;l &#246;ncesinde Avusturya, Bosna ve Herseki Osmanl&#305; &#304;mparatorlu&#287;undan sava&#351;maks&#305;z&#305;n alm&#305;&#351;t&#305;. Bu b&#246;lgede, g&#252;n&#252;m&#252;zde de oldu&#287;u gibi, bir&#231;ok etnik grup ya&#351;amaktayd&#305;: S&#305;rplar, H&#305;rvatlar, Slovenler, Arnavutlar ve Bosnal&#305; M&#252;sl&#252;manlar. K&#252;&#231;&#252;k S&#305;rp &#252;lkesi do&#287;udaki kom&#351;ular&#305;yd&#305;. Eski Osmanl&#305; sisteminden &#231;&#305;kan S&#305;rplar, ba&#287;&#305;ms&#305;zl&#305;k kazand&#305;lar ve Ortodoks-Slav dostlar&#305; Prusyadan destek istediler. Rusya zaten Avusturyan&#305;n yay&#305;lmas&#305;na kar&#351;&#305; S&#305;rplar&#305; kullanmaya d&#252;nden raz&#305;yd&#305;. S&#305;rbistanda da de&#287;i&#351;iklikler g&#246;ze &#231;arp&#305;yordu. Kendi i&#231;lerindeki radikal gruplar, (Karakol Hareketi gibi) Balkanlar&#305; y&#246;neten hanedan&#305;n eskiden beri S&#305;rplardan geldi&#287;ine inan&#305;yorlard&#305;. Bu duruma ra&#287;men, Avusturyal&#305;lar bu k&#252;&#231;&#252;k S&#305;rp &#252;lkesini ele ge&#231;irmeye karar verdiler. Bunu kendi i&#231;lerindeki etnik farkl&#305;l&#305;klara ald&#305;rmadan ger&#231;ekle&#351;tirme yoluna gittiler. Ordular&#305;nda bile birka&#231; de&#287;i&#351;ik dil ve diyalekt konu&#351;uluyordu ve &#351;imdi buna yeni bir kar&#305;&#351;&#305;kl&#305;&#287;&#305; katma yolundayd&#305;lar. Eski imparator, Franz Josef yar&#305;m y&#252;zy&#305;ldan daha fazla s&#252;redir taht&#305;n&#305; koruyordu. Art&#305;k dokunulmazl&#305;k kazanm&#305;&#351; bile say&#305;labilirdi. K&#305;v&#305;lc&#305;m&#305; ate&#351;leyen ise onun varisi Ar&#351;id&#252;k Ferdinand oldu. Ferdinand, Saraybosnay&#305; ziyaret etmeyi planlam&#305;&#351;t&#305;.&#220;lkenin istihbarat birimleri Bosnadaki S&#305;rp ter&#246;rist gruplar&#305;n bir suikast haz&#305;rl&#305;&#287;&#305; i&#231;inde olabilece&#287;ine dair duyumlar alm&#305;&#351;lard&#305;. Fakat bir &#351;ekilde bu duyumlardan Ferdinand&#305;n hi&#231; haberi olmad&#305;. Baz&#305;lar&#305; Ferdinand&#305;n uyar&#305;lmamas&#305;n&#305;n nedenini ona yap&#305;lacak bir suikast sonucu S&#305;rplara sava&#351; a&#231;abilmenin mazereti olarak g&#246;sterirler.Saraybosnaya trenle gelen Ferdinand ve e&#351;i, &#252;st&#252; a&#231;&#305;k bir arabayla &#351;ehir merkezine do&#287;ru yola &#231;&#305;kt&#305;lar. Karakol hareketine mensup ter&#246;ristler ger&#231;ekten de pusu kurmu&#351;lard&#305;. Araban&#305;n izleyece&#287;i yolun haritas&#305;n&#305; elde etmi&#351;ler ve aralar&#305;nda i&#351;b&#246;l&#252;m&#252; yapm&#305;&#351;lard&#305;. Her grup g&#246;rev yapaca&#287;&#305; yerde konu&#351;lanm&#305;&#351;t&#305;. Konvoy &#351;ehir merkezine yakla&#351;t&#305;&#287;&#305;nda, i&#231;lerinden biri bomban&#305;n pimini &#231;ekti ve konvoya do&#287;ru f&#305;rlatt&#305;... fakat yanl&#305;&#351; arabaya.Bomba patlad&#305;, konvoydakilerden baz&#305;lar&#305; ile kimi g&#246;zlemciler yaraland&#305;lar. Ferdinand turun devam etmesi i&#231;in &#305;srar etti. Konvoy &#351;ehir merkezine girdi&#287;inde, ter&#246;ristlerden biri, Princeps, yanl&#305;&#351; bir yerde beklemekteydi, &#231;&#252;nk&#252; kendisine yanl&#305;&#351; bilgi vermi&#351;lerdi. Bo&#351; bir caddenin k&#246;&#351;esinde bekliyordu, bu caddeye konvoyun u&#287;ramas&#305; planlanmam&#305;&#351;t&#305; bile. Ferdinand &#351;ehir meydan&#305;nda konu&#351;ma yapt&#305;, halk&#305; selamlad&#305; ve program&#305;n&#305; tamamlad&#305;. Ferdinand&#305;n &#351;of&#246;r&#252; yolu kar&#305;&#351;t&#305;rd&#305; ve yanl&#305;&#351; bir soka&#287;a girdi. Hatas&#305;n&#305; anlay&#305;nca bir an i&#231;in durdu ve geri d&#246;nmeye karar verdi. Princeps kurban&#305;n&#305;n birka&#231; metre ilerisinde oldu&#287;unu g&#246;rd&#252;. Silah&#305;n&#305; Ferdinand ve e&#351;inin &#252;zerine do&#287;rulttu ve t&#252;m mermileri bo&#351;altt&#305;. Ve b&#246;ylece yirmi y&#305;ll&#305;k bekleyi&#351; &#231;at&#305;&#351;maya d&#246;n&#252;&#351;m&#252;&#351;t&#252;. Avusturya, S&#305;rbistana sava&#351; a&#231;mak i&#231;in art&#305;k mazerete sahipti. Planl&#305; olup olmad&#305;&#287;&#305; hi&#231;bir zaman bilinmeyecek olsa da, Ferdinand suikast&#305;n ard&#305;ndan &#252;lkesine g&#246;t&#252;r&#252;ld&#252; ve &#252;&#231;&#252;nc&#252; s&#305;n&#305;f bir cenaze t&#246;reniyle g&#246;m&#252;ld&#252;. Sava&#351;&#305;n ba&#351;lat&#305;lmas&#305; i&#231;in feda edilmi&#351; biri gibiydi.S&#305;rbistan, Rusyadan Pan-Slav dayan&#305;&#351;mas&#305; ad&#305;na destek istedi. Rusya i&#351;e kar&#305;&#351;t&#305; ve Avusturya, Almanlar&#305;n arkanday&#305;z mesaj&#305;n&#305; hat&#305;rlatarak yard&#305;m istedi. Almanya i&#351;e kar&#305;&#351;t&#305; ve Ruslar&#305;n geri &#231;ekilmesi i&#231;in m&#252;dahale etti. Wilhelm, Ruslardan para musluklar&#305;n&#305; kesince Frans&#305;zlar derhal Ruslarla ittifak i&#231;ine girmi&#351;lerdi.Almanya, Fransan&#305;n Rusya ile birlikte hareket edece&#287;ini bildi&#287;inden Fransaya sald&#305;rd&#305;. Bunun i&#231;in de Bel&#231;ikadan ge&#231;mek zorundayd&#305;, ama b&#246;ylece &#304;ngilizlerin de sava&#351;a girmesine neden oluyordu. Sa&#287;duyu sahibi tek &#252;lke, en az&#305;ndan bir s&#252;re i&#231;in, &#304;talyayd&#305;. Avusturya ile ittifak&#305; vard&#305; ve bir y&#305;l sonra sava&#351;a kat&#305;ld&#305;. Yirminci y&#252;zy&#305;l&#305;n ba&#351;&#305;nda d&#305;&#351; politikadaki y&#252;ksek ideal ve arzular, onlarca milyon insan&#305;n hayat&#305;na mal olurken, Avusturya, Rusya ve Almanya gibi devlerin &#231;&#246;k&#252;&#351;&#252;ne, kom&#252;nizm, fa&#351;izm, II. D&#252;nya Sava&#351;&#305;, So&#287;uk Sava&#351; ve n&#252;kleer silahlanma yans&#305;na zemin haz&#305;rlad&#305;.</description>
</item><item>
<title>Nostradamus Biliyordu!</title>
<pubDate>Cum, 22 Şub 2008 23:10:45 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=53</link>
<description>Almanya ile birlikte, Birinci D&#252;nya Sava&#351;&#305;na giren Osmanl&#305; &#304;mparatorlu&#287;u her &#351;eyini kaybetmi&#351; durumda idi. 30 Ekim 1918de imzalad&#305;&#287;&#305; Mondros m&#252;tarekesi ile T&#252;rk topraklan i&#351;gale u&#287;ruyordu. K&#305;sacas&#305;, Osmanl&#305; &#304;mparatorlu&#287;u topraklar&#305;n&#305; kaybetti&#287;i gibi yava&#351; yava&#351; tarih sahnesinden de silinmeye ba&#351;lam&#305;&#351;t&#305;...&#304;stanbulun i&#351;gal edildi&#287;i g&#252;nlerde, &#304;stanbula d&#246;nen Mustafa Kemal d&#252;&#351;man z&#305;rhl&#305;lar&#305;n&#305; Dolmabah&#231;e &#246;n&#252;nde g&#246;rd&#252;&#287;&#252; zaman b&#252;y&#252;k bir &#252;z&#252;nt&#252;ye kap&#305;lm&#305;&#351; ve a&#287;z&#305;ndan sadece &#351;u s&#246;zler d&#246;k&#252;lebilmi&#351;ti: Geldikleri gibi gidecekler...Kurtulu&#351; Sava&#351;&#305; kazan&#305;ld&#305;ktan sonra Mudanya m&#252;tarekesi imzaland&#305;. Bunu Lozan Antla&#351;mas&#305; izledi. &#304;stanbulu i&#351;gal eden kuvvetler geldikleri gibi gittiler.&#304;&#351;in ilgin&#231; taraf&#305;, 16. Y&#252;zy&#305;lda Fransada ya&#351;ayan &#252;nl&#252; kahin Michel Nostradamusun da bu konuyla ilgili bir kehanetinin bulunmas&#305;d&#305;r!...1555 y&#305;l&#305;nda yay&#305;nlanan ve Nostradamusun tarihi olaylar, sava&#351;lar ve ke&#351;iflerle ilgili kehanetlerinin a&#231;&#305;kland&#305;&#287;&#305; Centurien isimli kitapta Mustafa Kemal Atat&#252;rkten de bahsedilmi&#351; ve yukar&#305;daki konuyla ilgili bir kehanete yer verilmi&#351;tir. &#304;nan&#305;lmaz kehanet &#351;u d&#246;rtl&#252;kten olu&#351;mu&#351;tur:Kongre ba&#351;kan&#305;n&#305; tutan devlet adamlar&#305;&#304;&#351;gal kuvvetlerince s&#252;r&#252;lecek MaltayaGirilmi&#351; &#304;stanbula al&#305;nm&#305;&#351; Rodos Adas&#305;Ama geldikleri gibi gidecekler sonundaBu d&#246;rtl&#252;kte Nostradamus, y&#252;zy&#305;llar &#246;ncesinden gelece&#287;i g&#246;rerek, T&#252;rkiyeyi, Kurtulu&#351; Sava&#351;&#305;n&#305; ve Mustafa Kemal Atat&#252;rk&#252; bilmi&#351;tir.D&#246;rtl&#252;&#287;&#252;n sonunda ge&#231;en: Ama geldikleri gibi gidecekler sonunda s&#246;z&#252;yle; Atat&#252;rk&#252;n: Geldikleri gibi gideceklerdir s&#246;z&#252;n&#252;n de bu kadar b&#252;y&#252;k bir benzerlik olu&#351;turmas&#305; da ayr&#305;ca &#252;zerinde durulmas&#305; ve d&#252;&#351;&#252;n&#252;lmesi gereken bir rastlant&#305;d&#305;r.4 Eyl&#252;l 1919da hat&#305;rlanaca&#287;&#305; gibi Sivas Kongresi toplanm&#305;&#351;t&#305;. Kongre Ba&#351;kanl&#305;&#287;&#305;na, i&#351;gal kuvvetlerine ve &#304;stanbul H&#252;k&#252;metine kar&#351;&#305; a&#231;&#305;k&#231;a tav&#305;r alan Mustafa Kemal se&#231;ilmi&#351;ti. Kurtulu&#351; Sava&#351;&#305;n&#305; ve Atat&#252;rk&#252; destekleyen &#304;stanbuldaki mecliste olan milletvekilleri de i&#351;gal kuvvetlerince Malta Adas&#305;na s&#252;rg&#252;ne g&#246;nderilmi&#351;ti. Bu hat&#305;rlatman&#305;n &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;nda yukar&#305;daki d&#246;rtl&#252;k tekrar okunacak olursa, i&#351;in i&#231;inde bir &#351;eyler oldu&#287;u daha iyi anla&#351;&#305;lacakt&#305;r...</description>
</item><item>
<title>Kazara ke&#351;fedilen 10 &#252;r&#252;n </title>
<pubDate>Per, 02 Eki 2008 23:24:09 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=52</link>
<description>Patates cipsleri: New Yorkta ke&#351;fedildi [br] [br] A&#351;&#231;&#305; George Crum, bir m&#252;&#351;terisi patates k&#305;zartmalar&#305;n&#305;n &#231;ok kal&#305;n olmas&#305;ndan &#351;ikayet&#231;i olunca, &#231;ok ince do&#287;rad&#305;&#287;&#305; patatesleri k&#305;zartmaya ba&#351;lad&#305; ve b&#246;ylece patates cipsi do&#287;mu&#351; oldu.[br] [br] [br] Viagra: Gallerde ke&#351;fedildi[br] [br] Gallerde, Merthyr Tydfil kasabas&#305;nda ereksiyon problemi olan erkekler &#252;zerindeki klinik &#231;al&#305;&#351;malar&#305;n sonucunda ke&#351;fedildi[br] [br] [br] Oyun hamuru: New Yorkta ke&#351;fedildi[br] 1940larda bir James Wright adl&#305; bilimadam&#305;n&#305;n sava&#351;ta kullanma[br] k &#252;zere sentetik lastik &#252;retme &#231;al&#305;&#351;malar&#305;, oyun hamurunun ke&#351;fiyle sonu&#231;land&#305;.[br] [br] [br] LSD: &#304;svi&#231;rede ke&#351;fedildi[br] [br] &#304;sve&#231;li bilimadam&#305; Albert Hoffman, do&#287;um &#252;zerine yapt&#305;&#287;&#305; &#231;al&#305;&#351;malarda bamba&#351;ka bir sonu&#231;la kar&#351;&#305;la&#351;t&#305;: En yayg&#305;n uyu&#351;turucu madde olan LSD[br] [br] [br] Mikrodalga F&#305;r&#305;nlar: Masa&#231;usetste ke&#351;fedildi[br] [br] 1946da Percy spencer adl&#305; m&#252;hendisin cebindeki &#351;ekerler, bir magnetron taraf&#305;ndan eritilince g&#252;n&#252;m&#252;z mutfaklar&#305;n&#305;n vazge&#231;ilmezlerinden mikrodalga f&#305;r&#305;n ke&#351;fedilmi&#351; oldu.[br] [br] [br] Penisilin: &#304;sko&#231;yada ke&#351;fedildi[br] [br] Alexander Fleming adl&#305; bilimadam&#305; gribe &#231;are ararken, i&#231;inde bakteri bulunan bir kapta mantar &#252;remesiyle Penisilini ke&#351;fetmi&#351; oldu.[br] [br] [br] X Ray cihaz&#305;: Almanyada ke&#351;fedildi[br] [br] 19. yyda Alman bilim adam&#305; Wilhelm R&#246;ntgen radyasyon ile deney yaparken kemiklerin g&#246;r&#252;nd&#252;&#287;&#252;n&#252; ke&#351;fetti. [br] [br] [br] Yapay tatland&#305;r&#305;c&#305;lar: Nebraskada ke&#351;fedildi[br] [br] B&#252;t&#252;n yapay tatland&#305;r&#305;c&#305;lar, deney yapt&#305;ktan sonra ellerini y&#305;kamay&#305; unutan bilimadamlar&#305; taraf&#305;ndan ke&#351;fedildi[br] [br] [br] Brendi: [br] [br] Orta&#231;a&#287; t&#252;ccarlar&#305;n&#305;n &#351;araptaki suyu kaynatmalar&#305;yla ke&#351;fedildi. B&#246;ylece, &#351;arap yolculuklarda daha az yer kapl&#305;yordu. [br] [br] [br] Sertle&#351;tirilmi&#351; plastik: New Yorkta ke&#351;fedildi[br] [br] Charles Goodyear, 1839da, lastik-s&#252;lf&#252;r kar&#305;&#351;&#305;m&#305;n&#305; yanl&#305;&#351;l&#305;kla &#305;s&#305;t&#305;lm&#305;&#351; oca&#287;&#305;n &#252;zerine d&#252;&#351;&#252;r&#252;nce, sertle&#351;tirilmi&#351; plastik de ortaya &#231;&#305;kt&#305;.[br] [br] [br]</description>
</item><item>
<title>Korkun&#231; ve ger&#231;ek olay</title>
<pubDate>Per, 02 Eki 2008 23:19:10 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=51</link>
<description>Bu olay Al&#305;nt&#305;d&#305;r ve bir k&#305;z&#305;n az&#305;ndan al&#305;nm&#305;&#351;t&#305;r k&#252;&#231;&#252;k k&#305;z olay&#305;n&#305; anlat&#305;yor:Ben 4 ya&#351;&#305;nda day&#305;m&#305; kaybettim ve onu hi&#231; g&#246;rmedim nas&#305;l biri neye benziyor kime benziyor hep merak ederdim bi g&#252;n haber geldi day&#305;m&#305;n &#246;l&#252;m haberi ve ben daha &#231;ok &#252;z&#252;ld&#252;m day&#305;mlar istanbulda ya&#351;&#305;yordu ben 4 ya&#351;&#305;nda olmama ra&#287;men o g&#252;n&#252; &#231;ok net hat&#305;rl&#305;yorum &#231;ok a&#287;lad&#305;m ve bikere olsun onu g&#246;rseydim.. Big&#252;n k&#246;ydeydik ve teyzemlerin bah&#231;esine gittik gece orda kald&#305;k bak&#231;e i&#231;inde bi evleri vard&#305; ben teyzem ve kuzenim ben uykuya dald&#305;&#287;&#305;m an uyand&#305;m day&#305;m gelmi&#351;ti &#246;len day&#305;m (bu r&#252;ya de&#287;il) yakla&#351;t&#305; bana korkma k&#305;z&#305;m dedi beni g&#246;rmek istemiyormuydun hep merak ediyormu&#351;sun bak burday&#305;m geldim dedi ben hi&#231; korkmad&#305;m yan&#305;na gidip sar&#305;ld&#305;m gel k&#305;z&#305;mla bah&#231;ede gezelim dedi ben kuzenimide uyand&#305;rmak istedim oda seni g&#246;rs&#252;n sevinir dedim hay&#305;r ben senin i&#231;in geldim seni g&#246;rmeye geldim dedi onu uyand&#305;rma b&#305;rak uyusun dedi ve elimden tutup bah&#231;enin i&#231;ine gittik karanl&#305;k dedim korkma yan&#305;nda ben var&#305;m erik yiyelimmi ne dersin dedi ben elma istedim ve kopar&#305;p verdi sabaha kar&#351;&#305; hava ayd&#305;nlanmak &#252;zereydi nerdeyse biz hala el ele bah&#231;enin i&#231;inde geziyoruz sonra getirdi yata&#287;a yat&#305;rd&#305; sak&#305;n korkma bak ben &#246;lmedim ama &#351;imdi gitmeliyim dedi. Ve ben hi&#231; korkmad&#305;m sabah uyand&#305;&#287;&#305;mda bi ba&#351;ka olmu&#351;tum mutlu bi &#351;ekilde uyand&#305;m ve sanki dilimi ba&#287;lam&#305;&#351;lar gibi bu g&#252;ne kadar kimseye tek kelime etmedim hep anlatmak istedim ama bi t&#252;rl&#252; kimseye bunu anlatamad&#305;m.. Eve gitti&#287;imde day&#305;m&#305;n bi resmini istedim annemden omu diye day&#305;m&#305; hi&#231; g&#246;rmedim tan&#305;m&#305;yordum &#231;&#252;nki ve resmini g&#246;r&#252;nce evet bu dedim annem ne oldu dedi bi&#351;ey yok dedim ve sustum.Ogun ger&#231;ekden day&#305;m&#305; geldi ve g&#246;rd&#252;m bu r&#252;ya de&#287;ildi..</description>
</item><item>
<title>Kediler  bal&#305;k ve s&#252;t&#252; ni&#231;in severler?</title>
<pubDate>Paz, 02 Mar 2008 19:35:36 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=47</link>
<description>Kedilerin sudan ho&#351;lanmad&#305;&#287;&#305; bilinir. Ama asl&#305;nda kediler &#231;ok iyi y&#252;zerler. Hava &#351;artlar&#305;ndan dolay&#305; ve de tembelliklerinden suya girmeyi sevmezler. Evkedisinin bal&#305;k sevmesinin yan&#305;nda ku&#351;lara ve farelere olan d&#252;&#351;k&#252;nl&#252;&#287;&#252;n&#252;n nedeni evcille&#351;tirilmeden &#246;nce M&#305;s&#305;rda Nil vadisinde bal&#305;k, kurba&#287;a, k&#252;&#231;&#252;k ku&#351; ve fareleri avlayarak ya&#351;am&#305;&#351; olmas&#305;d&#305;r. Zaten eski M&#305;s&#305;rl&#305;lar kedilerifare avc&#305;lar&#305; oldu&#287;u i&#231;in evcille&#351;tirmi&#351;lerdir. G&#252;n&#252;m&#252;zde kedinin kuzey Hindistan ve G&#252;neydo&#287;u Asyada ya&#351;ayan t&#252;rleri &#305;rmaklar&#305;n kenarlar&#305;nda bal&#305;k avlayarak ya&#351;amaktad&#305;r. Patileriile bal&#305;klar&#305; sudan d&#305;&#351;ar&#305; atar, gerekirse suya tamamen girerler. Eski M&#305;s&#305;rda kedi bak&#305;c&#305;lar&#305; onlar&#305; ekmek ve s&#252;tle beslemi&#351;lerdir. Kedilerin s&#252;t zevkinin de M&#305;s&#305;rl&#305; bak&#305;c&#305;lar&#305;n&#305;n yaratt&#305;&#287;&#305; beslenme al&#305;&#351;kanl&#305;&#287;&#305;ndan kaynaklanmaktad&#305;r.</description>
</item><item>
<title>Ku&#351;lar nas&#305;l konu&#351;abiliyor?</title>
<pubDate>Paz, 02 Mar 2008 17:21:42 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=44</link>
<description>Her insan a&#287;z&#305;yla konu&#351;ur ama konu&#351;abilmeyi sa&#287;layan as&#305;l organ beyindir. Beyinde olu&#351;an d&#252;&#351;&#252;nceler dilimize ve dudaklar&#305;m&#305;za aktar&#305;l&#305;r. Hayvanlar bu nedenle konu&#351;amaz. Papa&#287;an ve benzeri ku&#351;lar&#305;n yapt&#305;klar&#305; konu&#351;ma de&#287;il, m&#252;kemmel bir ses t&#305;n&#305;s&#305; ezberi ve tekrard&#305;r. Sesleri ezberler ve taklit ederler. Ku&#351;lar&#305;n ses organlar&#305; memeli hayvanlardan farkl&#305; olarak g&#305;rtlakta de&#287;il g&#246;&#287;&#252;s kafeslerinn dibinde, kar&#305;n bo&#351;lu&#287;unun derinliklerindedir. Ku&#351;lar&#305;n do&#287;as&#305;nda ses taklit yetene&#287;i vard&#305;r. Do&#287;ayla i&#231;i&#231;e ya&#351;arken di&#287;er ku&#351;lar&#305;n seslerini taklit ederek bir &#231;e&#351;it ileti&#351;im sa&#287;larlar.</description>
</item><item>
<title>Evlerimizdeki sinekler k&#305;&#351;&#305;n nereye gidiyor?</title>
<pubDate>Paz, 02 Mar 2008 17:20:55 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=43</link>
<description>Sineklerin her t&#252;r&#252; k&#305;&#351;&#305;n ortadan kaybolur. Havalar&#305;n &#305;s&#305;nmas&#305;yla birlikte ans&#305;z&#305;n ortaya &#231;&#305;karlar. Sinekler &#305;s&#305;yakar&#351;&#305; &#231;ok hassast&#305;r. G&#252;ne&#351; bulutun arkas&#305;na girdi&#287;i zaman olu&#351;an &#305;s&#305; d&#252;&#351;mesinden  etkilenirler. K&#305;&#351; g&#252;nlerinde ya&#351;ama &#351;anslar&#305; yoktur. &#214;lmeden &#246;nce yumurtalar&#305;n&#305; topra&#287;a veya kuytuya g&#246;merler. Lavra ve yumurtalar so&#287;uktan etkilenmez. Yaz s&#305;caklar&#305; ba&#351;lay&#305;nca yumurtalar &#231;atlar ve yine sinekli g&#252;nler ba&#351;lar.</description>
</item><item>
<title>Horozlar ni&#231;in sabahlar&#305; erkenden &#246;terler?</title>
<pubDate>Paz, 02 Mar 2008 17:19:38 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=42</link>
<description>Sabah g&#252;ne&#351; do&#287;arken &#246;tmek yaln&#305;z horozlara &#246;zg&#252; de&#287;ildir. Kula&#287;a en &#231;okhorozun sesinin gelmesi, onun sesinin di&#287;erlerinden daha g&#252;&#231;l&#252; olmas&#305;d&#305;r. Ku&#351;lar&#305;n b&#252;y&#252;k &#231;o&#287;unlu&#287;uda ayn&#305; saatlerde a&#287;a&#231;larda koro halinde &#246;terler. G&#252;n boyu hem horozlar hem ku&#351;lar bu &#246;t&#252;&#351;&#252; s&#252;rd&#252;r&#252;rlerama seslerinin en g&#252;&#231;l&#252; &#231;&#305;kt&#305;&#287;&#305; zaman sabah saatleridir. Horoz ve ku&#351;lar&#305;n sabah g&#252;ndo&#287;arken &#246;tmeleri biyolojik saatleriyle ayarlanm&#305;&#351;t&#305;r .</description>
</item><item>
<title>&#304;mdat &#231;a&#287;r&#305;s&#305; S.O.S in anlam&#305; nedir?</title>
<pubDate>Paz, 02 Mar 2008 17:18:46 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=41</link>
<description>&#199;ok ki&#351;i Save our Ship gemimizi kurtar; Save our Soul ruhumuzu kurtar; Stop Other Signals di&#287;er sinyalleri s&#246;zc&#252;klerinin k&#305;salt&#305;lm&#305;&#351;&#305; san&#305;r. Oysa hi&#231;biri de&#287;ildir. Tamamen telgraf zaman&#305;ndan kalma mors alfabesiyle ilgilidir. &#304;mdat &#231;a&#287;r&#305;s&#305;n&#305;n &#231;ok kolay ak&#305;lda tutulabilmesi i&#231;in 1908 de &#252;&#231; &#231;izgi, &#252;&#231; nokta, &#252;&#231; &#231;izgi olan S.O.S se&#231;ildi.</description>
</item><item>
<title>Bir hafta ni&#231;in 7 g&#252;nd&#252;r?</title>
<pubDate>Paz, 02 Mar 2008 17:18:20 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=40</link>
<description>Babilliler 7 g&#252;nl&#252;k haftay&#305; zaman birimi olarak kullan&#305;yorlard&#305;. &#304;lk &#231;a&#287;larda bilinen be&#351; gezegen ile g&#252;ne&#351; ve ay&#305;n say&#305;s&#305; n&#305;n 7 olu&#351;u bu say&#305;y&#305; gizemli ve u&#287;urlu k&#305;l&#305;yordu. Daha sonra dinlerde g&#246;&#287;&#252;n 7 kat olu&#351;u ve do&#287;adaki ana renk say&#305;s&#305;n&#305;n 7 olu&#351;u, m&#252;zik notalar&#305;n&#305;n 7 olu&#351;u say&#305;n&#305;n &#246;nemini daha &#231;ok belirtti.  Daha sonra Fransa takvim yap&#305;s&#305;n&#305; de&#287;i&#351;tirerek hafta say&#305;s&#305;n&#305; 10 yapt&#305; ama kabul g&#246;rmedi. Rusya 5 g&#252;nl&#252;k hafta uygulamas&#305;na ge&#231;ti, o da tutulmad&#305;. Sonunda yine hafta 7 g&#252;n olarak kald&#305;.</description>
</item><item>
<title>&#304;nsanlar saatlerini ni&#231;in sol kollar&#305;na takarlar?</title>
<pubDate>Paz, 02 Mar 2008 17:17:52 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=39</link>
<description>&#214;zel bir durum veya farkl&#305; olma d&#252;&#351;&#252;ncesi yoksa insanlar&#305;n &#231;o&#287;u saatlerini sol kola takar. &#199;&#252;nk&#252; &#231;o&#287;unluk sa&#287; elini kullanmaktad&#305;r ve bu kolun daha hareketli olmas&#305; nedeniyle saatin bir yerlere &#231;arp&#305;p zarar g&#246;rme olas&#305;l&#305;&#287;&#305; y&#252;ksektir. Zaten saatin kurma d&#252;&#287;mesi 3 rakam&#305;n&#305;n yan&#305;ndad&#305;r. &#304;nsanlar saati kurmak istedikleri zaman onu bilekten &#231;&#305;karmadan sa&#287; elle uzatt&#305;klar&#305; sol kollar&#305;ndaki saati kurabilirler.</description>
</item><item>
<title>Kuma&#351;lar y&#305;kand&#305;ktan sonra ni&#231;in &#231;eker?</title>
<pubDate>Paz, 02 Mar 2008 17:17:27 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=38</link>
<description>Asl&#305;nda kuma&#351; &#305;slan&#305;nca lifler &#351;i&#351;ti&#287;inden kuma&#351;&#305;n az biraz uzamas&#305; gerekmektedir. Ama b&#252;k&#252;mlerin a&#231;&#305;lar&#305;ndaki deformasyonun yaratt&#305;&#287;&#305; &#231;ekme kuvveti daha fazla oldu&#287;undan sonu&#231;ta kuma&#351; boydan k&#305;sal&#305;r. Kuma&#351; y&#305;kand&#305;ktan sonra kurutuldu&#287;unda &#351;i&#351;mi&#351; lifler eski durumlar&#305;na gelirler. Ama kuma&#351; ilk &#246;l&#231;&#252;lerine d&#246;nemez. Su, y&#252;ksek &#305;s&#305;, &#231;alkalama, sabun hepsi kuma&#351;&#305;n &#231;ekmesini kolayla&#351;t&#305;r&#305;r. Kuma&#351; birka&#231; kez y&#305;kand&#305;ktan sonra &#246;l&#231;&#252;leri belli bir dengeye ula&#351;&#305;r ve ondan sonra y&#305;kand&#305;&#287;&#305;nda &#231;ekmez.</description>
</item><item>
<title>Ate&#351; b&#246;ce&#287;i nas&#305;l &#305;&#351;&#305;k sa&#231;&#305;yor?</title>
<pubDate>Paz, 02 Mar 2008 17:17:03 GMT</pubDate>
<link>http://www.tersaci.com/rss.asp?sayfa=yazilar&amp;id=37</link>
<description>Asl&#305;nda bu b&#246;ce&#287;in verdi&#287;i &#305;&#351;&#305;&#287;&#305;n ate&#351;le de s&#305;cakl&#305;kla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel ad&#305; So&#287;uk I&#351;&#305;kt&#305;r. Bu &#305;&#351;&#305;k olay&#305;, molek&#252;ler seviyede kimyasal bir i&#351;lemdir. Baz&#305; molek&#252;llerin ayr&#305;&#351;arak daha y&#252;ksek enerjili hale ge&#231;ebildikleri ve bu fazla enerjiyi &#305;&#351;&#305;&#287;a d&#246;n&#252;&#351;t&#252;rebildikleridir. Ate&#351; b&#246;ce&#287;inin kar&#305;n b&#246;lgesindeki &#305;&#351;&#305;k organ&#305;nda bulunan guddelerden &#305;&#351;&#305;k elde etmede rol alan iki ana kimyasal madde &#252;retilmektedir. Fakat onlar da tam olarak &#305;&#351;&#305;k vermeye yetmedi&#287;i i&#231;in b&#246;ce&#287;in&#305;&#351;&#305;k b&#246;lgesine yak&#305;n solunum organ&#305;n&#305;n &#305;&#351;&#305;k verme an&#305;nda buray&#305; oksijenle beslemesi gerekmektedir.</description>
</item>
</channel>
</rss>